POLİS VAZİFE VE SALAHİYETİ
YASASINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI İNCELEME RAPORU

Türkiye’de özellikle 1999 yılının başından itibaren AB uyum yasaları neticesinde meydana gelen değişiklikler hak ve özgürlükler alanında çok rahatça gözlemlenebilmiştir. Ancak sonrasında dünyada ve Ortadoğu’da meydana gelen gelişmeler sonucunda başını ABD’nin çekmiş olduğu güvenliği ön planda tutan bir blok oluşturulmuştur. Bu blok dünyada özgürlük mü güvenlik mi tartışmasına yol açmış ve sonuç olarak da güvenlik, insan hak ve özgürlüklerinden daha öncelikli kabul edilmiştir. Türkiye 2006 yılında fiili olarak güvenlikçi blok içerisinde yer aldığını Terörle Mücadele Yasasını mecliste kabul ederek göstermiştir. Gelinen aşamada zaten TMY ile oldukça daraltılan hak ve özgürlüklerin daha da daraltılması ve polise oldukça geniş yetkiler tanıyan bir yasa tasarısı meclise sunulmuştur. Bu yasa tasarısı Polis vazife ve salahiyeti yasasında değişiklik yapmaya yöneliktir. Mevcut yasalarda hak ve özgürlüklerin kullanılması önünde onca engel varken buna yeni bir yasa metninin daha eklenmesi kazanımların aşındırılması anlamına gelecektir. Türkiye’nin de taraf olduğu Uluslar arası sözleşmeler aykırı hükümler de taşıdığını düşündüğümüz bu tasarının meclisten geçmemesi gerektiğine dair hatırlatmamızı yaparken tasarıya ilişkin görüşlerimizi sizlerle paylaşıyoruz.

Kanun tasarısı dokuz maddeden oluşmaktadır bunlardan iki madde kanunun yürütülmesine dairdir. İlk önce başlıklar verilecek ardından değerlendirme yapılacaktır.

1.2559 sayılı PVSK’nın 4.maddesine ek olarak “durdurma ve kimlik sorma” başlıklı 4/A maddesinin eklenmesi teklifi vardır.

2.2559 sayılı PVSK’ nın 5. maddesi “parmak izi ve fotoğrafların kayda alınması” başlığında değişiklik yapılması teklifi vardır.

3.2559 sayılı PVSK’nın 9.maddesinin “önleme araması” adı altında değiştirilmesi teklifi vardır.

4. 2559 sayılı PVSK’nın 16.maddesinin “zor ve silah kullanma” başlığı altında değiştirilmesi teklifi vardır.

5.2559 sayılı PVSK’nın ek 6. maddesi “adli görev ve yetkiler” adı altında değiştirilecektir

6.2559 sayılı PVSK'nın “istihbarat faaliyetlerinde kullanılacak donanıma ilişkin” ek 7.maddesine iki yeni fıkra eklenmesi teklifi vardır.

7.2559 sayılı PVSK'nın 3 maddesi, 17. maddenin ikinci,üçüncü,dördüncü, beşinci fıkraları ile, 20. maddesinin birinci fıkrasını yürürlükten kaldırılması teklifi vardır.

8.Kanun tasarısındaki diğer iki madde ise yürürlük tarihi ve yürütecek olan organa ilişkindir.

TASARI MADDELERİNİN İNCELENMESİ

TASARI MADDE 1: Durdurma ve kimlik sorma

MADDE 4/A– Polis, kişileri ve araçları ;
1.Bir suç veya kabahatin işlenmesini önlemek,

2.Bir suç işlendikten sonra kaçan faillerin yakalanmasını sağlamak, işlenen suç veya kabahatlerin faillerinin kimlik tespitlerini yapmak,

3.Hakkında yakalama emri ya da zorla getirme kararı verilmiş olan kişileri tespit etmek,
ç) Kişilerin hayatı, vücut bütünlüğü veya malvarlığı bakımından da ya da topluma yönelik mevcut ya da muhtemel bir tehlikeyi önlemek amacıyla durdurulabilir.

Durdurma yetkisinin kullanılabilmesi için, polisin tecrübesine ve içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanan makul bir sebebin bulunması gerekir. Süreklilik arz edecek fiili durum ve keyfilik oluşturacak şekilde durdurma işlemi yapılamaz.

Polis, durdurduğu kişiye durdurma sebebini bildirir ve durdurma sebebine ilişkin sorular sorabilir. Kimliğini veya diğer gerekli belgelerin ibraz edilmesini isteyebilir.

Durdurma süresi, durdurma sebebine esas teşkil eden işlemin gerçekleştirilmesi için zorunlu olan süreden fazla olamaz.

Durdurma sebebinin ortadan kalkması halinde kişilerin ve araçların ayrılmalarına izin verilir.

Polis durdurduğu kişi üzerinde veya aracında silah veya tehlike oluşturan diğer bir eşyanın bulunduğu hususunda yeterli şüphenin varlığı halinde kendisine veya başkalarına zarar vermesini önlemek amacına yönelik gerekli tedbirleri alabilir. Ancak bu amaçla kişinin üzerindeki elbisenin çıkarılması veya aracın dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerin açılması istenemez.

Bu kanun ve diğer kanunların verdiği görevlerin yerine getirilmesi sırasında polis tarafından gerekli işlemler için durdurulan kişiler ve araçlarla ilgili hükümler saklıdır.

Polis görevini yerine getirirken kendisinin polis olduğunu belirleyen belgeyi gösterdikten sonra kişilere kimliğini sorabilir. Bu kişilere kimliğini ispatlamaları hususunda gerekli kolaylık gösterilir.

Polis kimlik sorgulaması süresince kişiyi ve aracı bekletebilir. Bu sorgulama işlemi sırasında kimlik bilgileri kayda geçebilir. Belgenin bulunmaması, açıklamada bulunmaktan kaçınması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunulması dolaysıyla ya da sair surette kimliği belirlenemeyen kişi tutularak, durumdan derhal Cumhuriyet Savcısı haberdar edilir. Bu kişi kimliği açık bir şekilde anlaşılıncaya kadar gözaltına alınır ve gerekirse tutuklanır. Gözaltına ve tutuklamaya karar verme yetkisi ve usulü bakımından 5271 sayılı CMK hükümleri uygulanır.

Kişinin kimliğinin belirlenmesi durumunda bu nedenle gözaltına alınma veya tutuklanma haline derhal son verilir.

Nüfusa kayıtlı olmadığı için kimliği tespit edilemeyen kişilerin nüfusa kayıtlarının temini için gerekli işlemler yapıldıktan sonra 5. maddeye göre fotoğraf ve parmak izi tespit edilerek, kayda alınır.

Kimliği tespit edilemeyen kişinin yabancı olduğunun anlaşılması halinde 5682 sayılı Pasaport Kanunu ve 5683 sayılı yabancıların Türkiye’de ikamet ve Seyahatleri Hakkında kanun hükümlerine göre işlem yapılır.” denilmektedir.

DEĞERLENDİRME:
1-Tasarının 1. maddesinde polisin durdurma ve kimlik sorma yetkisi düzenlenmiştir. Mevcut kanunlarımızda düzenlenmemiş olan bir yetki olan durdurma yetkisi ilk kez bu tasarıda gündeme getirilmiştir.

2-Durdurma yetkisinin kullanılmasında ve sınırının belirlenmesinde inisiyatif tamamıyla polise bırakılmakta bu durum keyfiyete açabilecektir.

3-Durdurma için makul sebebin olması gereklidir denilmiştir ancak makul sebebin ülkemiz koşullarında ne kadar geniş değerlendirilebileceği unutulmaması gereken bir noktadır. Kaldı ki her polis memurunun “makul sebep-yeterli şüphe-gerekli tedbir” anlayışının farklı olduğunu düşünmekteyiz.

4-Maddenin gerekçesine bakıldığında kişilerin ve araçların bilgi amaçlı olarak durdurulabileceği ancak kişilerin burada bilgi vermede hukuksal sorumluğu olmadığı fakat ahlaki yükümlülükten bahsedildiği görülmektedir, kişilerin önceden ahlaki bir yükümlük altına sokulması suiistimale açık bir alan yaratmaktadır.

5-Yine madde gerekçesinde durdurulan kişinin sorulara tatmin edici cevap vermemesi veya hiç cevap vermemesi durumunda gerekli tedbirlerin alınabileceği belirtilmiştir. Ancak mevzuatta kişinin kimlik bilgileri dışında herhangi bir beyanda bulunmak zorunluluğu olmadığı açıktır. Kanuni susma hakkının olduğu unutulmamalıdır. Tasarı bizce bununla çelişmektedir.

6-Tasarıda ayrıca durdurma işlemini yapan polisin aynı zamanda yeterli şüphe durumunda kişi üzerinde yoklama ve sıvazlama yöntemiyle arama yapabileceği belirtilmiştir. Buradan hareketle aslında her durdurma işlemi sonucunda yeterli şüphe vardır denildiğinde arama işlemi yapılacağı ortaya çıkmaktadır. Ayrıca durdurma işleminde aracın görünmeyen kısımlarının kişinin rızası ile aranabileceği ve bu rızanın hukuka aykırı olmayacağı dile getirilmiştir. Ancak ev aramalarındaki rızanın hukuka aykırılığı kaldırmadığı gibi buradaki rızanın da hukuka aykırılığı kaldırmayacağı görüşündeyiz.

TASARI MADDE 2- “Parmak izi ve fotoğrafların kayda alınması”

MADDE 5- Polis;
a) Gönüllü
b) Her çeşit silah ruhsatı, sürücü belgesi, pasaport veya pasaport yerine geçen belge almak için başvuruda bulunan,
c) Başta polis olmak üzere, genel veya özel kolluk görevlisi ya da özel güvenlik görevlisi olarak istihdam edilen,
ç) Türk vatandaşlığına başvuruda bulunan,
d) Sığınma talebinde bulunan veya gerekli görülmesi halinde, ülkeye giriş yapan sair yabancı,
e) Gözaltına alınan,
kişilerin parmak izini alır.

Birinci fıkraya göre alınan parmak izleri, münhasıran Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan bir sisteme kaydedilerek saklanır. Parmak izi, ait olduğu kişinin, kimlik bilgileriyle birlikte, ne zaman ve kim tarafından alındığı belirtilmek suretiyle sisteme kaydedilir. Ancak parmak izinin hangi sebeple alındığı sisteme kaydedilmez.

Olay yerinde elde edilen ve kime ait olduğu henüz tespit edilemeyen parmak izleri, kime ait olduğu tespit edilinceye kadar, ilgili soruşturma dosya numarasıyla birlikte sisteme kaydedilir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 81 inci maddesiyle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 21 maddesi hükümlerine göre alınan parmak izleri de bu sisteme kaydedilir.

(a ) bendi hariç birinci fıkra ile dördüncü fıkra kapsamına giren kişilerin ayrıca fotoğrafları alınarak, ikinci fıkrada belirlenen esaslara uygun olarak parmak izi ile birlikte sisteme kaydedilir.

Bu sistemde yer alan bilgiler, kimlik tespiti, suçun önlenmesi veya yürütülmekte olan soruşturma ve kovuşturma kapsamında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla, mahkeme, hakim, Cumhuriyet Savcısı ve kolluk tarafından kullanılabilir.

Kolluk birimleri, kimlik tespiti yapmak ya da olay yerinden alınan parmak izini karşılaştırmak amacıyla doğrudan bu sistemle bağlantı kurabilir.

Sistemde kayıtlı bilgilerin hangi kamu görevlisi tarafından ve ne amaçla kullanıldığının denetlenebilmesine imkan tanıyan bir güvenlik sistemi kurulur.

Sistemde yer alan kayıtlar gizlidir, altıncı ve yedinci fıkrada belirlenen amaçlar dışında kullanılamaz.

Sisteme kayıtlı olan parmak izi ve fotoğraflar, kişinin ölümünden itibaren on yıl ve her halde kayıt tarihinden itibaren seksen yıl geçtikten sonra silinir.

Parmak izi ve fotoğrafların sistemde kaydedilmesi ve saklanması ile bu kayıtlardan yararlanmaya ilişkin diğer esas ve usuller, İçişleri Bakanlığı tarafından Adalet Bakanlığı’nın görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

5271 sayılı CMK Madde 81 de
1- Üst sınırı iki yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı şüpheli veya sanığın kimliğinin teşhisi için gerekli olması halinde, Cumhuriyet Savcısının emriyle fotoğrafı, beden ölçüleri, parmak ve avuç içi izi, bedeninde yer almış olup teşhisini kolaylaştıracak diğer özellikleriyle sesi ve görüntüleri kayda alınarak, soruşturma ve kovuşturma işlemlerine ilişkin dosyaya konulur.

2- Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi berat, veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip kesinleşmesi hallerinde söz konusu kayıtlar Cumhuriyet Savcısının huzurunda derhal yok edilir ve bu husus tutanağa geçirilir.

DEĞERLENDİRME: 
1-Tasarıda 5271 sayılı yasadan farklı olarak göze çarpan ilk husus parmak izi ve fotoğrafların alınmasında ortada bir şüpheli veya sanığın olmamasıdır. Polis sadece suç sebebiyle değil, her türlü görevi sırasında hakkında fıkrada sayılan bir işlem yaptığı kişilerin de parmak izini alabilecektir. Dolayısıyla suçlu ve suçsuz ayrımının göz ardı edildiği kanaatindeyiz. Ayrıca tasarının gerekçesinde ayırt edici özelliklerin bu tasarı kapsamında alınamayacağı belirtilmiş bununla da tasarıya bir dayanak yaratılmaya çalışılmıştır.

2–5271 sayılı yasa sadece bir şüpheli veya sanığın varlığı yeterli bulunmayarak, isnat edilen bir suçun cezasının 2 yıl veya daha fazla olması halinde parmak izi alma ve fotoğraf çekme işlemi yapılabileceği belirtilir iken yeni tasarıda bu husus tamamen göz ardı edilmiş neredeyse her hal ve şartta bu işlemi yapması için polise yetki tanınmıştır.

3-5271 sayılı CMK sanık veya şüphelinin kimliğinin tespiti için gerekli olması halinde parmak izi ve fotoğraf alınabileceğini belirtmiş iken tasarıda gereklilik unsuru tamamen göz ardı edilmiş hatta bir adım daha ileri gidilerek, vatandaşın ‘ gönüllük' temelinde de bu işlemleri yaptırabileceğini düzenlemiştir.

4–5271 sayılı CMK ve mevcut 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda fotoğraf ve parmak izi alma işlemlerinin ancak Cumhuriyet Savcısının emriyle yapılabileceği düzenlemiş iken, tasarı kolluğa bu yetkileri devretmiştir. Adli makamlar bu tasarıyla tamamen devre dışı bırakılarak, kolluğa dönük hukuksal denetimler bertaraf edilmiştir.

5-Tasarıda geniş kapsamlı ve neredeyse herkesi kapsayacak şekilde kayıt sistemi oluşturma hedeflenmiş bununla toplumun bir bütün olarak fişlenmesi hukuki dayanak bulmuştur. Burada özellikle toplumu meydan getiren bireylerin tamamının ilerde suç işleyecek bireyler olabileceği olgusu ortaya konulmuş ve potansiyel suçlu gözü ile topluma bakılmıştır.

6–5271 sayılı yasada alınan parmak izi ve fotoğrafların kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip kesinleşmesi hallerinde söz konusu kayıtların Cumhuriyet Savcısının huzurunda derhal yok edilip bu hususun bir tutanakla tespitinin yapılması öngörülmüş iken, tasarı da sisteme kayıtlı bu bilgilerin 80 yıl gibi uzun bir süre saklanacağı belirtilmiştir. Hatta daha da ileri gidilerek, kişinin ölümünden itibaren 10 yıl boyunca da saklanacağı düzenlenmiştir. Burada sistemdeki kayıtların kişinin cezai sorumluluğundan bağımsız olarak değerlendirildiği tamamen fişleme amacına dönük olduğu gerçeği karşımıza çıkmaktadır.

7-5271 sayılı CMK’da kayıtların yok edilmesi konusunda yetki Cumhuriyet Savcılarına verilmiş iken tasarıda polis bu konuda da tam yetkili kılınmıştır. Kayıtların belirtilen süreler geçtikten sonra da silinip silinmediğinin hukuki olarak denetlenmesine olanak tanınmamıştır.

8- Ayrıca parmak izinin alınabilmesine dayanak sağlamak için uluslararası kararlara atıf yapılmış ve 2010 yılına kadar ülkedeki herkesin pasaport alabileceği ihtimalinden yola çıkılmıştır.

TASARI MADDE 3- “önleme aramaları aşağıdaki gibi değiştirilmiştir”

“önleme araması

MADDE 9- Polis, tehlikenin veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla usulüne göre verilmiş sulh ceza hakiminin kararı veya bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde mülki amirin vereceği yazılı emirle; kişilerin üstlerini ,araçlarını,özel kağıtlarını ve eşyasını arar; alınması gereken tedbirleri alır ,suç delillerini koruma altına alarak 5271 sayılı CMK ya göre gerekli işlemler yapar. Arama talep yazısında, arama için makul sebeplerin oluştuğunun gerekçesiyle birlikte gösterilmesi gerekir.
Arama kararında veya emrinde;
a- aramanın sebebi
b-aramanın konusu ve kapsamı,
c-aramanın yapılacağı yer,
d-aramanın yapılacağı zaman ve geçerli olacağı süre belirtilir.

Önleme araması aşağıdaki yerlerde yapılabilir;
a- 2911 sayılı TGY kapsamında yapılan toplantı ve gösterilerin yapıldığı yer ve yakın çevresi
b- özel hukuk tüzel kişileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları veya sendika genel kurul toplantılarının yapıldığı yerin yakın çevresinde,
c-halkın topluca bulunduğu veya bulunabileceği yerlerde,
ç- öğretim ve eğitim özgürlüğünün sağlanması için her derecede öğretim ve eğitim kurumlarının ve 20.maddenin ikinci fıkrasının A bendindeki koşula uygun olarak girilecek yüksek öğretim kurumlarının içinde, bunların yakın çevreleri ile giriş çıkışlarında,
d-umumi veya umuma açık yerlerde,
e- her türlü toplu taşıma araçlarında , seyreden taşıtlarda.

Konutta önleme araması yapılamaz; kamuya açık olmayan iş yerleri ve diğer kapalı alanlardaki önleme araması için hakim kararı gereklidir. Ancak polis, kişilerin hayatı veya vücut bütünlüğüne karşı işlenmesi muhakkak olarak öngörülen ya da işlenmekte olan bir suçun önlenmesi amacıyla,ayrıca bir karar veya emre gerek olmaksızın ve yardım istenmiş olup olmamasına bakılmaksızın kişilerin konutuna ve işyerine girebilir.

Spor karşılaşması, miting, konser, festival, toplantı ve gösteri yürüyüşü ve benzeri toplumsal etkinliklerin düzenlendiği veya aniden toplulukların oluştuğu hallerde gecikmesinde sakınca bulunan hal sayılır.

Polis, tehlikenin önlenmesi veya bertaraf edilmesi amacıyla güvenliğini sağladığı bina ve tesislere gelenlerin; ünvan, sıfat veya görevlerine, diğer özel kanunlarla kendilerine tanınan istisnalara ve herhangi bir emir veya karar olmasına bakılmaksızın, üstünü, aracını ve eşyasını teknik cihazlarla, gerektiğinde el ile kontrol etmeye ve aramaya yetkilidir. Bu yerlere girmek isteyenler kimliklerini sorulmaksızın ibraz etmek zorundadırlar.”

DEĞERLENDİRME:
1-Öncelikle maddenin gerekçesine bakıldığında; öncelikle bu maddede önleme aramasının gece yapılmasına yönelik bir kısıtlamanın olmadığı öngörülmüştür. Ancak çok daha önem arz eden adli aramalarda dahi bir istisna hariç gece arama yapılamayacağı açıkça ortaya konulmuşken, önleme araması için istisna dahi getirilmeden gece arama yapılmasına izin vermek bizce bir hukuksal problem doğuracaktır. Adli aramalardaki istisnadan kaynaklı sıkça yapılamayan bu aramaların yerini önleme aramalarının daha çok yapılması alacaktır.

2-Bir diğer düzenleme ise imdat veya yardım istenmemiş olsa dahi ve herhangi bir emir ya da karar gerekmeksizin kişilere ait konutlara girilebilmesinin yolunun açılmasıdır. Burada özellikle mülkiyet hakkı konusunda bir eksiklik olduğu ve aksi yöndeki malik iradesine rağmen mülkiyet hakkının ihlal edilebileceği durumu ortaya çıkar.

3-Tasarının bu maddesinde yer alan bir diğer hukuka aykırı durum ise; bazı yasalardan kaynaklı olarak (başta avukatlık kanunu) özel yargılama ve usullere tabi kişilere yönelik istisnai durumun tamamen kaldırılması, tek uygulanacak yasa olarak PVSK’nın kullanılmasını doğuracaktır. Bu maddenin özellikle Danıştay saldırısından sonra sürekli olarak dile getirilen avukatların aranmasında engel olan yasa maddelerinin kaldırılması talebinin sonucu olduğu bizce açıktır. Tasarı sadece üst araması demekle kalmıyor bunun aynı zamanda teknik cihazla ve gerektiğinde elle de yapılabileceğini dile getiriyor.

TASARI MADDE 4- Kanunun 16.maddesi aşağıdaki şekliyle değiştirilmiştir.

“zor ve silah kullanma”

MADDE 16- Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir.

Zor kullanma yetkisi ve kapsamında, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedeni kuvvet, maddi güç ve kanuni şartları gerçekleştiğinde silah kullanabilir.

İkinci fıkrada yer alan ;
Bedeni kuvvet; polisin direnen kişilere veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedeni gücü,

Maddi güç; polisin direnişçi üzerinde veya eşya üzerinde bedeni kuvvet dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fiziki engeller, polis köpekleri ve atlarını ifade eder.

Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeye devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır. Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak, ihtar yapılmadan da zor kullanılabilir.

Polis zor kullanma yetkisi kapsamında direnmeyi etkisiz hale getirebilmek için kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağı zorun derecesini kendisi takdir eder. Ancak, toplu kuvvet müdahale edilen durumlarda zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak eşyayı müdahale eden kuvvetin amiri tayin eder.

Polis kendisine veya başkasına yönelik bir saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237 sayılı TCK’nın meşru savunmaya ilişkin hükümlerine göre savunmada bulunur.

Polis ;
a-meşru savunma hakkının kullanılması kapsamında
b-bedeni kuvvet ve maddi güç kullanarak etkisiz hale getiremediği direniş karşısında, direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde
c-hakkında tutuklama, gözaltına alma, zorla getirme kararı veya yakalama emri verilmiş olan kişilerin ya da suç üstü halinde şüphelinin yakalanmasını sağlayacak ölçüde,
silah kullanmaya yetkilidir. Polis yedinci fıkranın c bendine göre silah kullanmadan önce kişiye “dur” çağrısında bulunur. Kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarı amacıyla silahla ateş edilebilir. Buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıyla ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise, kişinin yakalanmasını sağlayacak ölçüde silahla ateş edebilir.

Polis direnişi kırmak yada yakalamak amacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken kendisine silahla saldırıya teşebbüs etmesi halinde, silahla saldırıya teşebbüs eden kişiye karşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçü ve oranda duraksamadan silahla ateş edebilir”.

DEĞERLENDİRME:
1-Öncelikle bu maddenin tasarıda yer alması “yaşam hakkı” ihlallerinin artması anlamına gelmektedir. Her şeyden önce madde metnine bakıldığında her ne şekilde olursa olsun polise silahla karşılık vermese dahi sadece “dur” çağrısına uymadığı için ve kaçmakta ısrar ettiği için,kişi polisin açmış olduğu ateşle karşı karşıya kalacaktır. Bu anlamda herhangi bir şekilde polise karşılık vermeyen ve sadece kaçan kişiye ateşle karşılık verilmesi hukuki açıdan orantısızlıktır. 5237 sayılı TCK ya atıf yapılmaktadır tasarıda, ancak TCK Madde 25 “tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu” şeklinde bir ibare barındırmaktadır. Dolayısıyla kaçma eylemi ile silah kullanma arasında orantı olmadığı yasal olarak da ortadadır.

2-Polisin görevi sırasında, “teslim ol” çağrısı dahi yapmadan direnişi kırmak amacıyla silah kullanırken kendisine karşı silah kullanmaya teşebbüs edilmesi halinde kolluk görevlileri, tehlikeyi etkisiz kılabilecek ölçü ve orantıda, duraksamadan hedefe karşı silah kullanmaya yetkilidirler.” Daha önceden anayasa mahkemesi tarafından iptal edilen ancak hukuku zorlayarak tekrardan mevzuata sokulan bu madde bizce yargısız infazların sayısını arttıracaktır.

TASARI MADDE 5- 2559 sayılı yasanın Ek 6.maddesinin “adli görev ve yetkiler” başlığı altında değiştirilmesi önerilmiştir.

TASARI MADDE 6- 2559 sayılı yasanın Ek 7. Maddesinin sonuna yeni bir fıkra eklenmiştir. Fıkranın içeriğinde polisin suç takibinde kullanacağı beşeri ve teknik imkanlar atıf yapılmıştır.

TASARI MADDE 7- 2559 sayılı yasanın 3.,17/2-3-4-5 fıkraları ile 20. maddesinin kaldırılması önerilmiştir.

TASARI MADDE 8- Yürürlük tarihi

TASARI MADDE 9- Yürütücü organ.

Yukarıda özellikle hak ve özgürlükler alanına kısıtlama getireceğine inandığımız ve incelediğimiz PVSK da değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısının meclis genel kurulunda yapılacak oylama sonucunda kabul edilmemesi gerektiğine inanmaktayız. Hak ve özgürlükler alanımız TMY ile birlikte yeterince daraltıldı ve hukuk devleti ekseninden uzaklaşmamıza neden olacak olan bu kanun tasarısı polis devletine giden yolda atılan başka bir adım anlamındadır. Saygılarımızla.
 

Cüneyt CANİŞ

MYK ÜYESİ 

Beyhan GÜNYELİ

MYK ÜYESİ 

Sinem COŞKUN

MYK ÜYESİ