Öcalan ve İşkence

Abdullah Öcalan’ın avukatları, müvekkillerinin işkence ve kötü muameleye ve ölüm tehdidine maruz bırakıldığını açıkladı.

İHD olarak Abdullah Öcalan’ın avukatlarının yaptıkları açıklamalardan Öcalan’ın yaşam hakkının tehdit altında olduğunu düşünüyoruz. Elbette Abdullah Öcalan’ın tek kişi olarak tutulduğu cezaevinde yaşanan bu olay, bir ya da birkaç infaz koruma memurunun bireysel davranış biçimi olarak değerlendirilemez. 24 saat sürekli izlenen bir ortamda böylesi bir muamelenin mutlaka tespit edileceğini bilen görevli personelin, buna rağmen fiziksel şiddet ve onur kırıcı davranışta bulunabilmesi düşündürücüdür.

İşkence ve kötü muamele insanlığa karşı işlenen ve insan onurunu hiçe sayan bir suçtur. Temel insan hakları belgeleri ve insan hakları hukuku özellikle devletlerin denetim ve gözetim alanı olan cezaevlerinde, işkence ve kötü muamele görmeme açısından devletlere temel yükümlülükler yüklemektedir.

Hükümet temel insan hakları belgelerindeki yükümlülüklerine uygun bir uygulamayı (tüm cezaevlerinde olması gerektiği gibi), İmralı cezaevinde de yerine getirmek durumundadır.

Tek kişilik bir cezaevinde sürekli “tecrit” altında bulundurulan Abdullah Öcalan’a uygulanan bu kötü muamele infaz hukukunun temel prensiplerine, hükümlü ve tutukluların hak ve statülerini düzenleyen uluslararası belgelere ve insan haklarına aykırıdır.

Ayrıca burada Abdullah Öcalan’ a diğer tutuklu ve hükümlülerden farklı olarak tek kişilik cezaevi uygulamasının da ciddi bir hak ihlali olduğu düşüncemizi tekrarlıyoruz. Bu durum, yoğunlaştırılmış ve 10 yılı aşan bir tecrit uygulamasıdır ki, kabul edilemez.

İnsan hakları savunucuları olarak bizler, insan haklarının her koşulda ve istisnasız herkes için sağlanması gerektiğini vurgulamaktayız. Yaşam ve işkence görmeme hakkı, en temel insan haklarındandır.

Konunun son derece önemli ve acil olduğu açıktır. Öcalan’a yönelik bu uygulamanın başta Hükümet olmak üzere, tüm devlet kurumları tarafından ciddiyetle araştırılması ve bir an önce kamuoyunun bilgilendirilmesi gerekir. Toplumsal gerginliklerin arttırılmaya çalışıldığı, gerilim politikalarının kışkırtıldığı bir dönemde, söz konusu hukuka aykırı muamelenin bir an önce açıklığa kavuşturulmasını ve sorumluların tespiti ile haklarında idari ve yargısal süreçlerin işletilmesini talep ediyoruz.

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ

Bir cevap yazın