Basına ve Kamuoyuna Duyurulur

01.02.2012,

İHD Genel Başkanı Öztürk TÜRKDOĞAN ve MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk ÜNSAL, Askerlik yaparken şüpheli bir biçimde hayatını kaybeden ve ölümü ailesine intihar olarak aksettirilen Caner BAHAR”ın duruşmasına katılmışlardır. Duruşma sonrasında basın açıklaması yapılmıştır.

Dünya çapında yaşanan gelişmelere bakıldığında zorunlu askerliğin sistem olarak miadını doldurmuş olduğu hatta kendi varlığı ile çatışan bir yapıya dönüştüğü koşullarda Türkiye Cumhuriyeti’nin her erkek yurttaşı 1111 Sayılı Askerlik Kanunu ile zorunlu askerlik hizmeti yapmak zorunda bırakılmaktadır.

Gerek zorunlu askerliğin hiyerarşik ve otoriter doğası, gerekse şiddetin ülkemizde temel kültürel bir öğe olması, hatta eğitim ve öğretimin temel bir aracı sayılması nedeniyle askerlik yükümlülüğünün yerine getirilmesi sırasında bireylerin temel hak ve özgürlükleri kısıtlanmakta, başta yaşam hakkı ihlali ve işkence yasağı olmak üzere pek çok hak ihlaline maruz kalmaktadırlar.

Bu nedenle de son yıllarda askerlik görevini yerine getirirken şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren kişi sayısında ciddi bir artış görülmektedir. Örneğin, sadece 2012 yılının ilk ayında yetkililerce intihar ettiği iddia edilen 7 asker şüpheli biçimde yaşamını yitirmiştir.

Öte yandan askeri ceza ve disiplin evleri de yoğun işkence ve kötü muamele iddialarına karşın hala her türlü denetimden uzak kapalı bir kutu durumundadır. Buralarda yaşanan işkence ve kötü muamele olayları hakkında ancak bir ölüm gerçekleştiğinde kamuoyunun bilgisi olabilmektedir. Bunun en son örneği Kıbrıs’ta askerliğini yapmakta iken, askeri birliğe bağlı disiplin cezaevinde maruz kaldığı işkence ve kötü muamele nedeniyle komaya giren ve 79 gün yaşam mücadelesi verdikten sonra 12 Ekim 2011 tarihinde yaşamını yitiren er Uğur Kantar’dır.

Zorunlu askerlik yasası gereğince askerliğini yapmak üzere birliğine teslim olan on binlerce gençten biri olan Caner BAHAR ise Kastamonu’da askerliğini yaparken 4 Şubat 2009 tarihinde yaşamını yitirmiştir. Askeri yetkililer tarafından intihar ettiği ileri sürülen Caner BAHAR’ın ölüm olayı uzun süren bir soruşturma sonrasında Askeri Savcılık tarafından takipsizlikle sonuçlandırılmıştır. Süreç içersinde yapılan incelemeler sonucunda ortaya çıkan, intihar sırasında kullanıldığı söylenen silahtan çıkan boş kovanların değiştirildiği; intiharın gerçekleştiği iddia edilen silahlık duvarında ikinci bir mermi izinin bulunduğu ancak bu durumun olay yeri inceleme tutanaklarına geçirilmediği; otopsinin usulüne uygun yapılmadığı gibi tespitler Caner BAHAR’ın öldürüldüğüne ilişkin kuşkuları arttırmıştır.

Takipsizlik kararına yapılan itiraz sonrasında Ankara Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nde açılan davada tarafsız ve adil yargılanma hakkı ilkelerine uygun olarak yargılama yapılması ve faillerin cezalandırılması hem başta Caner Bahar’ın ailesi ve arkadaşları olmak üzere kamu vicdanının teskin edilmesini, hem de muhtemel “şüpheli ölümlerin” önlenmesini sağlayacaktır.

İnsan Hakları alanında çalışma yapan örgütler olarak özelde Caner BAHAR’ın şüpheli ölümü, genelde ise tüm şüpheli asker ölümleri ve işkence olaylarının karanlıkta kalmaması için bu davaların takipçisi olacağız.

Alsında bu tür ağır insan hakları ihlallerinin son bulması için başta askeri disiplin ve cezaevleri olmak üzere ihlallerin gerçekleşmesine zemin oluşturan tüm askeri birimlerin sivil denetimlere açılarak şeffaf hale getirilmesi zorunludur.  Bu nedenle 2011 yılında onaylanan

Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşme’nin Seçmeli Protokolü (OPCAT)’in önerdiği biçimde etkin ve bağımsız denetim mekanizması biran önce oluşturulmalı ve söz konusu askeri birimlerde bu mekanizmanın görev kapsamına alınmalıdır.

Bununda ötesinde Türkiye’nin imzalayarak taraf olduğu Birleşmiş Milletler “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi” ile “Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi”nin 18. maddeleri; “Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi”nin 9. maddesi ve Anayasa’nın 24. ve 25. maddelerinde güvence altına alınan “düşünce, inanç ve vicdan özgürlüğünün” meşru bir kullanımı olan vicdani ret hakkı tanınmalı,  zorunlu askerlik uygulamasına son verilmelidir.

 

MAZLUMDER
İHD
THİV

 

Bir cevap yazın