Sivas Katliamı’nın 13. Yılı

Sivas Katliamının üzerinden tam 13 yıl geçti. 13 yıl önce 37 insanımız diri diri yakıldı. Bu olaylar nedeniyle bazı insanlar yargılandılar ve bunlardan bir kısmı çeşitli cezalar aldı. Fakat hala olayın öncesinde ve sonrasındaki koşullar, devlet yetkisi kullanan kamu yetkililerinin sorumlulukları, dönemin hükümetlerinin idari ve siyasi sorumlulukları, bu olayın toplumsal barışta yaptığı tahribatlar tam olarak araştırılmış ve tespit edilmiş değil.
Bazı olaylar sonuçları itibariyle, toplumun gelecekteki ilişkilerini derinden etkileyen, yaşanan travmayı gelecek kuşaklara aktaran etkiler yaparlar. Sivas katliamı bu tür olayların tipik bir örneğini oluşturmaktadır. Şayet olay, hukuki, siyasi, yönetsel ve toplumsal boyutları ile irdelenmez ve gerekli önlemler alınmaz ise salt görünürdeki birkaç sorumlunun cezalandırılması, olayın geleceğe yönelik etkilerini ortadan kaldırmaya yetmez.
Daha önce de bu senaryoyu izlemiştik 1 Mayıs 1977 Taksim, Çorum, Maraş, Gazi katliamları sonrasında ise, Susurluk ve Şemdinli olayları göstermiştir ki bu olayların gerçek sorumluları ortaya çıkarılmadan Türkiye’de demokratikleşmeden bahsedilemez. Türkiye çok kimlikli ve çok kültürlü bir yapıya sahiptir. Bu yapıda bir arada barış içerisinde yaşamaktan başka bir seçeneğimiz yoktur. Bu gerçeği Türkiye’deki militarist ve anti-demokratik güçlere bir kere daha hatırlatmak isteriz. Ancak görünen o ki bu güçler yeni çıkarılan TMY ’sı ile Türkiye’yi tekrar karanlık bir döneme sürüklemek istiyorlar.
Türkiye’de her geçen gün daha çok yükseltilen çatışma ortamı karşısında Kültürel, dini, etnik ve sosyal farklılıklarımızla bir arada barış içinde yaşabilmemiz için farklı kimliklerin bütün haklarının anayasal güvence altına alınması ve devletin Sivas Katliamı ile ilgili sorumluluğu kabul edilmeli ve bu çerçevede devletin sorumluluğunun gereği olarak da;

  • Türkiye’nin çok kimlikli ve çok kültürlü yapısına uygun yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
  • Başta mağdur aileler olmak üzere tüm toplumdan özür dilenmelidir.
  • Katliamda ölenlerin ailelerinin maddi ve manevi zararları karşılanmalıdır.
  • Olaylarda sorumluluğu olan kamu görevlileri hakkında idari ve cezai kovuşturma açılmalıdır.
  • Türkiye’de din ve mezhep farklılığının toplumsal barışı zedelememesi, farklı kesimler arasındaki güvensizliğin ortadan kaldırılması ve herkesin (dinsizlik dahil) kendi inancını serbestçe yaşayabilmesi konularında, devlet-sivil toplum işbirliği ile projeler geliştirilmelidir. Ayrıca;
  • İdari ve yasal tüm mevzuat gözden geçirilmeli, din ve mezhep ayrımcılığı içeren hükümler mevzuattan çıkarılmalıdır.
  • Devletin, din ihtiyaçlarını düzenleme anlayışı tartışmaya açılarak, tüm mezhep ve dinlere karşı eşit uzaklıkta olmasını sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır.
  • Devlet içerisindeki dini ve mezhepsel yapılanmalar ve kadrolaşmalar tasfiye edilmeli.
Çağdaş, demokratik ve laik bir devlette esasen var olması gerekli olan bu hususların gerçekleştirilmesi zor değildir. Önemli olan sorumluluğun ve eksikliklerin siyasi iktidarlar ve devlet erkini kullananlar tarafından kabul edilmesidir. Ancak, konu önemlidir ve toplumsal barışı ve insan haklarını doğrudan ilgilendirmektedir. Sivas Katliamının 13 yılında; TBMM'ne, Hükümete ve diğer devlet kurumlarına sorumluluklarını tekrar hatırlatıyor, 13 yıl önce kaybettiğimiz 37 insanımızı sevgiyle, saygıyla anıyoruz.
 

Yusuf ALATAŞ
Genel Başkan

Bir cevap yazın