16 KASIM 2005 HAKKARİ OLAYLARINA İLİŞKİN RAPOR

16 KASIM 2005 GÜNÜ HAKKARİ İLİNDE MEYDANA GELEN TOPLUMSAL OLAYLARA İLİŞKİN RAPOR

9 Kasım 2005 günü Hakkari-Şemdinli ilçesinde, 15 Kasım 2005 günü Yüksekova ilçesinde meydana gelen olaylar 16 Kasım 2005 günü Hakkari il merkezine yansımıştır.

Bunun üzerine; İHD GYK Üyesi “Doğu Güneydoğu Bölge Temsilcisi Mihdi Perinçek, İHD Van Şube Başkanı Cüneyt Caniş ve İHD Diyarbakır şube üyelerinden Haşim Uslu”dan oluşan bir inceleme heyeti 17 Kasım 2005 tarihinde Hakkari iline gelmiştir.

Heyet, İHD Hakkâri Şube Başkanı Necibe GÜNEŞ ve Şube Sekreteri İsmail AKBULUT’tan ön bilgi ve değerlendirmeyi aldıktan sonra olay yerlerini gezerek görgü tanıklarının görgülerine başvurmuştur.

Heyet, olanaklar ölçüsünde olayların ağırlıklı olarak meydana geldiği Cumhuriyet, Kayacan ve Çölemerik caddesi üzerindeki meskûn yerler ve resmi kurumlarda incelemede bulunmuştur. Beyanlara göre camları tahrip edilen işyerlerinin (Şenler Oteli, OYAK bank, Portakal net cafe, Belediye binası, AKP il başkanlığı binası, İş Bankası, Öğretmen evi, Derya lokantası, Şifa eczanesinin üstünde bulunan büro ve askeri birime ait lojmanlar) camlarının yenilenmiş olduğu, Kayacan caddesi üzerinde bulunan TEDAŞ’a ait binanın ikinci ve üçüncü katlarda bulunan 3-4 pencere camının halen kırık olduğunu tespit etmiştir.

OLAYDA MEYDANA GELEN YARALANMALAR:
Resmi sağlık kuruluşlarına yansıyan kayıtlara göre halktan 15 (onbes) kişi yaralanmıştır. Bunun yanı sıra; Hakkâri Valiliğinin basına yansıyan açıklamalarına göre 5 (beş) polis memuru yaralanmıştır. Polis memurlarının yaralandığına dair resmi sağlık kuruluş bilgisine ulaşılamamıştır.

Meydana gelen olaylarda; Sadullah IŞIK, Selim KARA, Abdurrahman ATALAY, Mehmet ÇİFTÇİ, Eyüp BOR, İbrahim DÖNMEZ ve Hayri İNCİN ateşli silahla yaralanmış, Mikail ATAN, Murat AKINLAR, Nasır AKTAŞ, Naif KAYACAN, Bişar DUMAN, Fikret KAYA, Hüseyin TEKİN ve Cemal ÇİFTÇİ şiddet, ve cebirden yaralanmış, gazdan etkilenmişlerdir..

Yaralanan Selim Kara ( 33 yaş.) ile 0538 615 38 56 nolu telefondan bir görüşme yapılmıştır. Selim Kara heyetimize şu anlatımda bulunmuştur; “Hakkâri Devlet Hastanesi temizlik işlerini yapan firmada işçi olarak çalışmaktayım 16.11.2005 günü görevimin başındaydım. Saat 15.00 dolaylarında görev yaptığım yerin yakınlarında bağrışma sesleri geliyordu. Hastanede çalışan bazı personel, acil servisine gelen yaralı ve hastaların yakınları olarak; devlet hastanesi acil servisinin bahçesinde bulunan jeneratör kulübesinin yanına gitmişti. Ben de onların arasındaydım. O esnada kent merkezinden, devlet hastanesinin bulunduğu Çölemerik caddesine hızla iki sivil plakalı kamyon geldi. Bu kamyonu süren askerdi. Kamyon kasasında silahlı askeri personel vardı. Acil servis binasının ana giriş kapısına yakın bir yere düşen gaz bombası ile birlikte bulunduğumuz yer, kamyondaki kolluk tarafından tarandı. Bu arada kafamdan yara aldım. Hakkâri devlet hastanesindeki ilk müdahaleden sonra Van YYÜ Araştırma hastanesine sevk edildim.”

İsimlerinin açıklanmasını istemeyen hastane personellerinin anlatımı;
Hastanenin acil servisinde çalışan ve isimlerinin açıklanmasını istemeyen bu kişiler heyetimize özetle şu anlatımda bulundu; “9-15 kasım tarihlerinde meydana gelen olaylar nedeniyle Hakkari de herkesin kaygı içinde olduğunu, bu kaygı nedeniyle esnafların o gün işyerlerini açmadığını, öğlene doğru olayların meydana geldiğini, yaralıların hastaneye getirilmeye başlandığını, hastanedeki genel cerrah Dr. İsamettin Bahadır ve beyin cerrahı Dr. Emine Demir’in gayretli bir biçimde hasta ve yaralılara müdahale etmeye çalıştığını, o gün hastanede bulunan personel sayısı az olduğunu, bu nedenle var olan çalışanların iş yükünün arttığını, hastanede çalışan güvenlik ve kolluk personel eşlerinin bir gün öncesinden haber verilerek 16 kasım 2005 günü için sağlık müdürlüğünden idari izinli sayılmış olduklarını, bu personellerin sabahtan göreve gelmediklerini, hatta Şemdinli olaylarında ismi geçen askeri personel Ali Kaya’nın hemşire eşi İ.K’nin ayın 14 ünde hastaneye sevkini yaptığını ve Hakkari devlet hastanesinden 2 aylık heyet raporu aldığını, idari izinli sayılan bu personellerin gece nöbeti olan hizmetlerde görevlendirilmediğini, saat 14.30 dolaylarında ameliyat yapan doktorların rahat çalışabilmeleri için hasta yakınlarını acil girişin dışına davet ettiğini, hasta yakınlarının da giriş kapısının önüne çıktıklarını, saat 15.00 dolaylarında dışarıdan gelen seslerin artmaya başladığını, hastanede çalışan bazı personellerin ne oluyor diye camların önünde birikmeye başladığını, acil adli polis memurun da odasını kapısını kilitleyerek 3.kata daha önce çıktığını, o sırada binanın eski giriş kapısının hemen ön tarafına bir gaz bombasının düştüğünü, rüzgarın etkisi ile hastanenin alt kat koridorunun gaz dumanı ile dolduğunu ve içerideki insanların tamamının etkilendiğini, saat 16.00 dolaylarında, kısa saplı uzun namlulu silah, tabanca, cop, gaz bombası atan, gaz maskeli sivil ve resmi giyimli yaklaşık on kadar polisin bu koridora girerek rastgele insanları tartaklamaya başladığını, saldırıda hastane personellerine özel işyerinden çay servisi yapan kişinin de yaralandığını, darp sonucu kolunu oynatamaz hale geldiğini, saldırıda bulunan polislerin hastane acil adli polisini alıp götürdüğünü, bu ana kadar Savcılıkça beyanlarına ve görgülerine başvurulmadığını, savcılıkça keşif yapılmadığını” anlatılar.

Kent esnaflarının beyanları;
Kent esnafları heyete özetle şu anlatımlarda bulundular; “Şemdinli ve Yüksekova ilçelerinde meydana gelen olayların kendilerini kaygılandırdığını, vicdanı olan her insan gibi kendilerinin de bu duruma kabul etmediklerini, demokratik tepkilerini göstermek için 16 Kasım 2005 günü işyerlerini açmadıklarını ve gördükleri kadarıyla güvenlik güçlerinin Hakkari halkını tahrik ettiğini, meydana gelen olaylarda kırılan camlarını 17. Kasım günü yenilediklerini, kolluk güçlerinin kendilerinden alışveriş yapmamaya başladığını, kaygı ve tepkinin devam ettiğini” söylediler.

Hakkari Belediye Başkanı, Belediye Meclis üyeleri, Sivil toplum örgüt temsilcileri ve Siyasi Parti Başkanları ile yapılan görüşmeler:

Hakkâri Belediye Başkanı, Belediye Meclis üyeleri ve Hakkari Demokrasi Platformu üyesi kurumların başkanları heyete özetle şu anlatımlarda bulunmuşlardır. “Son aylarda kentte ve ilçelerinde ölüm, yaralanma ve büyük maddi zararlarla sonuçlanan olayların meydana geldiğini, 9 Kasım günü Şemdinli’de meydana gelen vahim olayda 3 askeri personelin de olayı yapanlar olarak tespit edildiğini, olaydan hemen sonra iki askeri personelin bir gün sonra sadece ifadelerine başvurularak serbest bırakılmasının Hakkâri halkını tedirgin ettiğini ve yapanların cezasız bırakılacağına dair kanaatlerinin oluşmaya başladığını, bunun da yapanları cesaretlendirerek kendilerine de zarar vermeye başlayacakları duygusuna götürdüğünü, 16 Kasım günü halkın kendiliğinden saat 9.00’dan itibaren Belediye binası önünde toplanmaya başlandığını, bazı kurum temsilcilerinin toplanan halka yönelik; ‘Şemdinli’de meydana gelen olayda yaşamını yitirenlerin taziyesine saat 11.00’de gideceğiz. Yola çıkmadan önce bir basın açıklaması yapacağız’ dediğini, toplanan kalabalığın iki gruba ayrılarak mahallere doğru gitmeye başladığını, bu esnada tertibat alan güvenlik güçlerinin taş atmaya başlayarak, halkı tahrik edecek söz, işaretler yapmaya başladığını, toplanan ve iki farklı yöne dağılan halkın da kendilerini koruma amaçlı olarak taş ile karşılık vermeye başladığını, olaylar devam ederken Hakkari Demokrasi Platformuna üye sivil toplum örgütleri, siyasi parti temsilcileri ve başkanlarının bir araya gelerek üzücü olayların meydana gelmemesi için çaba içine girdiklerini, bu nedenle saat 12.30 dolaylarında Hakkari İl Vali Yardımcısı Sezgin Üçünçü ile AKP il Başkanı Osman Kızılbant kanalıyla telefonla görüştüklerini, Vali yardımcısına toplanan halkı ikna ederek dağılmalarını sağlamak için onlarla görüşmek istediklerini, Vali yardımcısından bu girişimlerinden emniyet birimlerinin haberdar edilmesini istediklerini, alınan onay üzerine saat 13.00 dolaylarında Kayacan Caddesi İdem market arkasında toplanan halka doğru giderken önlerinin sivil-resmi giyimli, maskeli, silahlı ve yelekli güvenlik güçleri tarafından kesildiğini, bu temsilcilere küfür, hakaret edilerek cebir-şiddet uygulanarak dağıtıldığını, bu saldırıda hakaret darp ve cebire maruz kalan kişilerin AKP il Başkanı Osman KIZILBANT, Kızılay Temsilcisi Remzi ÇİÇEK, Memur-Sen İl Başkanı A.Cebbar YAKAR, Esnaf Sanatkarlar Odası Şube Sekreteri Mikail ATAN, Ses ve İHD Yönetim Kurulu Üyesi Metin DEMİRER, Ses Hakkari Şube Başkanı Ahmet EDİŞ, HAGİAD Başkanı ERKAN ERTUNÇ, DİVES Şube Sekreteri Lokman ÖZDEMİR, Merkez Bulak Mahalle Muhtarı Eyüp BOR, BES ŞUBE Başkanı Cahit BALIKESİR, BES Şube Yöneticisi Mahmut CEYHAN, Eğitim Sen Şube Başkanı Ali Haydar YILDIZ, Tüm-bel Sen İl Temsilcisi Cemil KARANFİL olduğunu, saat 14.30 dolaylarında Askeri araçların mutat olarak kullandığı güzergah dışından Jandarma tarafından kullanılan 21 plakalı iki adet sivil kamyonun kitlenin içine hızla girdiğini, araçta bulunan kolluk güçleri tarafından kitleye ateş edildiğini, bunun üzerine toplanmış olan kalabalığın kaçışırken bu araçlara taş atmaya başladığını, aynı zaman dilimi içinde Valilik parkının altındaki dükkanların üzerinde mevzilenen polislerin kitleye taş atmaya, küfürler ederek tahrik edici marşlar çalmaya başladıklarını, polislerin Devlet hastanesi giriş kapısı önünde bekleyen hastane personeli ve hasta ve yaralı yakınlarına gaz bombası attığını, daha sonra hastane koridoruna girerek darp ve cebir kullandığını, yaşanan olaylar sonunda 7’si ateşli silaha bağlı olmak üzere halktan 15 insanın yaralandığını, halkta var olan kaygı ve tedirginliğin devam ettiğini, adli ve idari makamların halkın vicdanını tatmin edecek işlem ve soruşturmaları ivedilikle başlatıp sonuçlandırması gerektiğini, Hakkari Valisinin üst makamlara ve basına doğru bilgi vermediğini, tahripkar beyanlarda bulunduğunu, en kısa sürede görevden alınması gerektiğini” söylediler.

Hakkari İHD Şube Başkanı Necibe Güneş’in anlatımları:
Hakkari İHD Şube Başkanı Necibe Güneş heyete şu anlatımda bulundu: “09.11.2005 tarihinde İnsan Hakları Dernek binasında bulunduğum bir sırada şahsen başvuran bir vatandaş Şemdinli’de bir kitap evinde patlama yaşandığını söyledi. Bende bilgi almak üzere İlçe temsilcimiz ve şube yönetim kurulu üyemiz Kadir ÖZCANAN’ı telefonla aradım. Olayı doğruladı ve kısaca anlattı. Telefon ile yapılan bu görüşme esnasında çok yoğun silah seslerini duydum. Bu gelişmeler üzerine aynı gün saat 17.30’da Hakkari demokrasi platformunu acil olarak toplantıya çağırdık. Toplantıda, bir gün sonra Şemdinli’ye temsili düzeyde 5 kişilik bir heyetle gidilmesine karar verildi. İçinde yer aldığım heyet ve İHD Genel Merkezinin oluşturduğu araştırma ve inceleme heyeti ile birlikte 10 Kasım 2005 günü saat 08.00 da Şemdinli’ye hareket ettik. Saat 10.30 da intikal ettiğimizde Şemdinli’de halkın biriktiğini gördük. Onlar ile görüşmeler yaptık. Hazırda bulunan insanların anlattıklarına göre; Şemdinli’de 9 Kasım öncesinde de patlayan bombaların faillerinin yakalanmamasının nedeni karanlık güçler olduğuydu. 9 Kasımda failleri suçüstü yakaladıklarını ve suçluların devlete teslim ettiklerini ancak delillerin karartılmaya, suçüstü yakalanan faillerin serbest bırakılması ve yetkililerin bu şahısları aklamaya yönelik açıklamaları halkı son derece öfkelendirdiğini gördük. Halk “Bize hiçbir yaşam şansı tanımıyorlar. Can ve mal güvenliğimiz yok, Bu suçluları biz kime teslim etseydik peki” biçimde tepkilerini dile getiriyorlardı. Görgü tanıkları ve halk özelikle şunu ifade ediyordu. “Olayın faili devlet ile sivil halk arasında yaratılan güvensizlik ve ayrışmanın” nasıl giderileceği olgusu olduğu açıkça anlaşılıyordu. Şemdinli Kaymakamı M.Cihan Feslihan ile görüşme yaptık. Kaymakam olayla ilgili bilgi vermiyor, soruşturmanın adli makamlarca yürütüldüğünü beyan ediyordu. Ancak heyetimize olay ile ilgili verdiği tek bilgi ilginç idi. “ Bu araç Emniyet Müdürlüğüne ait değil, gözaltındaki şahıs Hakkâri nüfusuna kayıtlıdır” biçiminde olmuştur. Daha sonra C.Başsavcısı Harun Ayık ile görüşme yapıldı. Savcı; “ gözaltında kimse yok, araç ve araçtaki silahlar Jandarma istihbarata aittir ve söylenen kişiler istihbarat görevlileridir, doğal görevlerini yerine getiriyorlar.” Dedi. Şemdinli’de yaşanan olaylarda 2 yurttaş yaşamını yitirmiş, altı kışı yaralandı. 12.11.2005 günü dernekte olduğum bir zaman diliminde esnafın işyerlerini açmadığının haberini aldım. Durumu yakından görmek üzere Demokrasi Platformu üyesi birkaç kurum temsilcisi ile birlikte Hakkari Belediye Başkanlığı binasının önüne gittik. Orada bulunan kalabalığa niçin toplandığını sorduğumda; ‘Şemdinli’de yaşanan vahim olaylar, bu olayda ismi geçen askeri personelin kişiliğine yönelik Kara kuvvetleri Komutanlığının açıklaması ve valiliğin gerçeği çarpıtan açıklaması nedeni ile kendiliğinden toplandıklarını, demokratik bir yöntem ile tepkilerini dile getirmek istediklerini” söylediler. Kısa bir açıklamadan sonra kitle OYAK Bank istikametine doğru slogan atarak dağılmaya başladı. Banka önünde güvenlik güçleri ile kitle arasında bir gerginlik yaşandı. Akabinde güvenlik güçleri kitleye gaz atıp, jop kullanarak müdahale etti. Saldırı daha sonra sokak aralarında devam etti. Şemdinli’de gerginlik ve kaygının devam ettiği bilgisi üzerine; KESK’in Genel Merkez yöneticilerinden ve Hakkari Demokrasi Platformu üyesi kurum temsilcilerinden oluşan heyet ile birlikte 15.11.2005 günü tekrar Şemdinli ye gittim. Yaşamını yitiren M.Zahir Korkmaz’ın ailesine başsağlığı ziyaretinde bulunurken; annesinin “olayda oğlumu kaybettim. Ancak, arabada ele geçen ve ölüm listesinde olan 108 insanın hayatı kurtuldu.” söylemi hepimizi etkilemişti. Şemdinli’de 9 Kasım günü bombalanan pasaj ile 01 Kasım günü meydana gelen patlamada hasar gören işyerlerinde incelemelerde bulunduk. İlçe jandarma binası ile 1 Kasım günü bombalanan işyerleri arası yaklaşık 20 metre olmasına rağmen askeri bina patlamadan etkilenmemişti. Şemdinli Belediye başkanı Hurşıt Tekin ile yapılan görüşmede; Başkan “ devlet bu olayların faillerini en kısa zamanda yargılamalı, gerekli cezalara çarptırılmalıdır. Bunu yapmaz ise halkın devlete olan güveni biter ve halk başka yaşam alan tercilerine yönelir, bu anlattıklarım halkın söylemidir.” dedi. Şemdinlide olduğumuz anda Yüksekova’da olayların meydana geldiği ve 3 kişinin yaşamını yitirdiğini 21 kişinin yaralandığı haberini aldık. Yüksekova girişinde çok yoğun bir güvenlik önlemi ile karşılaştık. Yüksekova girişindeki askeri yetkili, ilçeye gidebileceğimizi ancak çarşı merkezinin riskli olduğunu söyledi. En yakın eve giderek geceyi orada geçirdik. Bulunduğumuz eve gelen ve olay esnasında olay yerinde bulunan Ferzende. adlı bir yurttaş; “Şemdinli’de meydana gelen olaylar nedeni ile basın açıklaması yapılacaktı. Saat 12.00 dolaylarında halk DEHAP binası önünde birikmeye başlamıştı. Oradan çarşı merkezine gidildi ve basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasından sonra topluluğun büyük kısmı dağıldı, geri kalanlar DEHAP’ın önüne giderek dağılacaktı. DEHAP binasına doğru yürüyen kitleye güvenlik güçleri saldırmaya başladı. Biber gazi, tazyikli su ve jop kullanıldı. Bu arada bir panzer Zagros iş merkezinin ön kolonuna çarparak devrildi. Panzerin devrilmesi ile birlikte olay yerine takviye askeri birlikler geldi. Güvenlik güçleri halka doğru ateş etmeye başladılar. Halk da barikatlar kurarak polisleri taşlamaya başladı.” dedi. Sabah çarşı merkezine gittiğimizde, kırık iş yeri camları, çok fazla sayıda uzun ve kısa namlulu mermi kovanı ve kısmen bir araya gelen halk kitlesi ile karşılaştık. Toplanmış olan kalabalık “demokratik tepkilerimiz bile hazmedilmiyor, okumak ve insanca yaşamak istiyoruz, bize yaşam hakkı tanımıyorlar,bizi dağlara gitmeye zorluyorlar.” diyorlardı. Yüksekova Kaymakamı Aytaç Akgül ile görüşme yaptık. “dün burada basın açıklaması yapıldı, hiçbir olumsuz gelişme olmadı. Basın açıklaması sonrası 40-50 kişilik bir grup yürüyerek polisi taşlamaya başladı. Onların arasında 5-6 kişi silahlı idi ve güvenlik güçlerimize ateş ettiler, güvenlik güçlerimiz bu grubu dağıtmak için biber gazı ve panzer ile müdahale ettiği sırada hız yapan panzer kaza yaptı ve 7 polis memurumuz yaralandı. Silahlı ve maskeli olan o 5-6 kişinin 2. nolu sağlık ocağına baskın düzenleyerek, personelleri tehdit ettiğini ve sağlık ocağını yakacaklarını söylediklerini tahmin ediyoruz.” dedi. Yüksekova’da olduğumuz sırada Hakkari il merkezinde gerginliğin başladığı haberini aldık. Hakkari Demokrasi Platformu heyeti olarak Hakkari’ye geldik. Olaylar başlamıştı. Yaşananları İHD Genel Merkezine iletmek üzere şube binasına gittim. Yaşanan gelişmeleri oradan ancak verilen bilgi düzeyinde takip ettiğim için görgüm yoktur.

Heyetin yaptığı tespitler
Heyet, görgü tanıklarının beyanları ve inceleme sonucunda elde ettiği veriler ışığında şu tespitlere ulaşmıştır.

1- Halkın, son dönemde Hakkari İl sınırları dahilinde meydana gelen olaylar nedeniyle tedirgin ve kaygı içinde olduğunu,

2- Adli ve idari makamların olaylar ile ilgi olarak kolluk ve güvenlik güçleri hakkında hızlı ve etkin bir tahkikat ve soruşturmaya girişmediğini,

3- Mülki idare 16 Kasım 2005 günü Hakkâri il merkezinde meydana gelen toplumsal olaylarda önleyici tedbir alması gerekirken, aksine, güvenlik güçlerinin kışkırtıcı bir yaklaşım içine girdiğini,

4- 16 Kasım günü meydana gelen toplumsal olaylarda demokratik hak kullanım sınırı zorlanmış olsa dahi orantısız güç kullanılarak müdahale edildiğini,

5- Görgü tanıklarının beyanları ve olay yerlerinde yapılan incelemede; halkın içinden ateşli silah ve patlayıcı maddenin kullanıldığına dair hiçbir verinin olmadığını,

6- Acil servis hizmetinin verildiği Hakkari Devlet Hastanesine ait eski binanın giriş kapısının önüne bir gaz bombasının atıldığını, o anda hastane içinde bulunan hastalar dahil herkesin etkilendiğini ve akabinde güvenlik güçlerinin hastane içine girerek zemin kat koridorunda bulunan hasta yakını ve personellere hakaret, darp ve cebirde bulunduğunu,

7- Demokratik veya demokratik olduğunu iddia eden ülkelerdeki Mülki idare, üzücü ve kaygı verici toplumsal olayların meydana gelmemesi için sivil toplum örgütleri ile ilişkiye girer ve katkı talebinde bulunur. Ne yazık ki; 16 Kasım 2005 günü Hakkâri il merkezinde meydana gelen olaylarda Hakkâri’de bulunan sivil toplum örgütleri ve siyasi parti temsilci-başkanlarının bu yönlü duyarlı çabalarına karşı güvenlik güçleri müdahalede bulunmuş, 13 temsilci-başkanın hakaret, darp ve cebire maruz kaldığını tespit etmiştir.

Kanaat ve sonuç

 
Kanaat
16 Kasım 2005 tarihinde Hakkâri İl Merkezinde meydana gelen toplumsal olaylarda kolluk ve güvenlik güçleri, uluslar arası sözleşmelerle güvence altına alınan sağlık kurumlarının korunması ve sağlık hakkının güvenceye alınması hakkını ihlal etmiştir.

Güvenlik ve kolluk güçleri ateşli silah kullanarak yaşam hakkını bilerek ve isteyerek ihlal etme uygulaması içine girmiş, vücut bütünlüğüne helal getirilmiş, mülkiyet hakkına zarar vermiştir.

Bu nedenle;

İçişleri Bakanlığı Hakkâri’de yaşanan olayları tüm boyutları ile inceleyecek tam yetkili bir heyeti hemen Hakkâri iline göndermelidir.

Hukukun bağlayıcılığı herkes için geçerlidir. Yargı mekanizması en etkin şekilde ve kısa zamanda kamuoyunun vicdanını tatmin eden bir sonuca ulaşmalı, sonuçları halkla paylaşmalıdır. TBMM olaya el koymalı, TBMM İnsan Hakları Komisyonunu Hakkari’ye bir inceleme heyeti göndermelidir.

Hakkâri Valisi, beyan, uygulama ve tedbirleri ile toplumsal olayların büyümesine neden olmuştur. Etkin-sağlıklı bir adli ve idari soruşturmanın yapılabilinmesi, maddi gerçeğin ortaya çıkma olanaklarının yaratılması için Hakkâri Valisinin görevden el çektirilmesi gerekir.

Sonuç
2005 yılının Temmuz ayından bu yana Hakkâri il sınırları dâhilinde süreklilik arz eden ve bir program dâhilinde başta yaşam hakkı olmak üzere; ihlallere neden olan üzücü, kaygı verici ve halkın yaşamını tüm yönleri ile olumsuzlaştıran olaylar yaşanmaktadır. Bu durum Türkiye toplumu ve Hakkâri halkının yabancısı olmadığı 90’lı yılların Türkiye’ sini hatırlatmaktadır. Belleğimizi tazelediğimizde acı ve gözyaşının hâkim olduğu o yılların tahribatlarını halen yaşadığımızı göreceğiz. Bir daha bunu yaşamak istemiyoruz. Çünkü o yılların tahribatlarından tüm Türkiye büyük bir zarar görmüştür.

İnsan hakları kurumları ve savunucuları olarak insan haklarına saygılı demokratik ve hukukun üstünlüğünün egemen olduğu ve bunun tüm kurum, kural ve kültürü ile egemen olduğu bir Türkiye yaratma çabamızı dün olduğu gibi bugün, yarın da sürdüreceğiz.

Mihdi Perinçek Cüneyt Caniş Haşim Uslu
 İHD GYK Üyesi-Doğu, Güneydoğu Bölge Temsilcisi  İHD Van Şube Başkanı  İHD Diyarbakır Şube üyesi

Bir cevap yazın