ERUH İLÇESİ ERENKAYA KÖYÜ ve AYDIN ATINÇ’A İLİŞKİN RAPOR

SİİRT İLİ ERUH İLÇESİ ERENKAYA (GUNDIKE ŞEX) KÖYÜ’NDEKİ HAK İHLALLERİ ile 28.10.2005’ DE YAŞANAN ÇATIŞMADA YAŞAMINI YİTİREN AYDIN ATINÇ’IN CENAZESİNİN AİLESİNE VERİLMEMESİ İDDİALARINI

ARAŞTIRMA-İNCELEME RAPORU

OLAY
İHD Siirt Şubesine 4 Kasım 2005 tarihinde başvuruda bulunan ve Siirt ili Eruh ilçesi Erenkaya Köyünde ikamet eden Sıtkı A., Resul Y., Cüneyt Y., Halil A., Mahşuk A., İbrahim Y., M.Şirin A., Emin A., Kemal Ş., Ramazan Ş., Aydın Ş., Teymur A., Mehmet E., ve 8 Kasım 2005’de başvuruda bulunan Nurettin Y., 28 Ekim 2005 tarihinde köylerinde çıkan çatışmanın ardından köyde bulunan tüm erkeklerin Karakolda gözaltına alındığını, orada dayak, hakaret, tehdit gibi gayri insani muameleye tabi tutulduklarını, köye halen giriş çıkışların yasak olduğunu, hayvanlarını otlatamadıklarını ve zorunlu göçe zorlandıklarını ileri sürerek yardım talebinde bulunmuşlardır.

Ayrıca Tahir Atınç isimli başvurucu, 31 Ekim 2005’de Siirt Şubesine başvuruda bulunarak, oğlu Aydın Atınç’ ın, 28 Ekim 2005’de Erenkaya Köyünde meydana gelen çatışmada yaşamını yitirdiğini, ancak Savcılık tarafından yürütülen hazırlık soruşturmasında bulunan fotoğraflardan teşhis edilmesine rağmen, Savcılığın cenazeyi kendisine vermediğini ve oğlunun Erenkaya Karakolunun yanında gömüldüğünü belirterek hukuki yardım talep etmiştir.

HEYET OLUŞUMU
İHD Siirt Şubesinin yüzyüze yazılı olarak aldığı başvurular, iddia konusu ihlallerin mülkiyet hakkı ve yerleşke hakkının ihlali ile cenazenin alınamaması konularını içermesi nedeniyle, ileri sürülen hak ihlallerinin araştırılması, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi, gerçekleşen hak ihlallerinin ve faillerinin açığa çıkartılması ile temel hak ve özgürlüklerin korunmasına katkı amaçlarıyla, bir insan hakları heyeti oluşturma gereğinin ortaya çıkması üzerine;

İnsan Hakları Derneği Genel Başkan Yardımcısı Av. Reyhan YALÇINDAĞ, İHD GYK Üyesi ve Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölge Temsilcisi Mihdi PERİNÇEK, İHD Siirt Şube Başkanı Vetha AYDIN ile İHD Batman Şube Başkanı Saadet BECERİKLİ’ den oluşan bir insan hakları heyeti oluşturularak, 10 Kasım 2005 tarihinde olay yeri olan Erenkaya Köyü’ ne gidilerek mağdurlar, mağdur aileleri, görgü tanıkları ile Siirt Valilik makamı ve Erenkaya Köy muhtarı Nurettin Y. ile görüşmek üzere de Siirt il merkezine gidilmiştir.

HEYET GİRİŞİMLERİ
Erenkaya Köyünde akrabaları yaşayan yurttaşlarımız, Siirt İHD Şubemize başvurmadan evvel Siirt Valilik makamına bir dilekçe ibraz etmişler ve konuyu ilgili resmi makamların bilgisine sunmuşlardır. Söz konusu dilekçe Ekrem A. ve Abdulmenaf A. tarafından imzalanmış olup 31.10.2005 tarihini taşımaktadır [dilekçenin bir örneği insan hakları heyetindedir]. Dilekçeyi sunan köylüler kendilerine bunun üzerine bir formun doldurulup imzalatıldığını da beyan etmektedirler. Aynı köylülerden Ekrem A., ayrıca Siirt milletvekillerinden Öner Gülyeşil ile Siirt’de yüzyüze görüştüklerini ve kendisine durumu anlattığını; bunun dışında köy muhtarı ile Öner Gülyeşil arasında bir telefon görüşmesi de gerçekleştiğini ifade etmiştir.

Erenkaya Köylülerinin Siirt’de ikamet eden akrabaları tarafından Siirt Şubemize başvuru yapılmasından hemen sonra, Genel Sekreterimiz Nejat Taştan’ın Valilik makamını araması üzerine, Siirt Vali Yardımcısı Bülent Bey ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiş ve olaydan duyduğumuz kaygı iletilmiştir. Dolayısıyla, olay gerçekleşir gerçekleşmez konu, Valilik makamının bilgisine sunulmuştur.

İnsan Hakları Heyeti, araştırma ve incelemelerine başlamadan evvel, İçişleri Bakanlığının 2004/139 sayılı genelgesi de hatırlatılarak, heyetin çalışmalarına yardımcı olunması talebiyle, İHD Genel Merkezi tarafından Siirt Valiliği ve Eruh Kaymakamlığına randevu istemli yazılı başvuruda bulunulmuştur.

Ancak İnsan Hakları Heyetimiz, vakanın geçtiği yer olan Erenkaya Köyünde bulunduğu esnada, Eruh Kaymakamlığı tarafından Genel Merkezimiz telefonla aranmış ve Kaymakam Beyin il dışından gelen misafirleriyle ilgileneceğini, dolayısıyla heyet üyeleriyle görüşemeyeceğini nedeniyle makamında bulunamayacağı ve dolayısıyla heyetle görüşemeyeceği bilgisi verilmesi üzerine; Heyetimiz, Eruh Kaymakamı Abdulkadir DURAN ile görüşemeden Eruh’ dan geri dönmüştür.

Heyetimiz, Erenkaya Köyü’ nde mağdur başvurucular ile görüşmüş ve aynı gün Siirt il merkezine dönerek Şube binasında Erenkaya Köyü muhtarı Nurettin Y., ile halen köye giriş yapamayan köylüler ile görüşme gerçekleştirmiştir. Siirt Valiliğine de giden heyetimiz, Siirt Valisi Hüseyin Avni MUTLU makamında olmadığı için kendisi ile görüşemeden geri dönmüştür. Ancak daha sonra 14 Kasım 2005 günü saat 16.00’da heyet üyelerinden İHD Genel Bşk. Yrd. Reyhan Yalçındağ, Vali H. Avni Mutlu ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir.

RESMİ MAKAMLARLA YAPILAN GÖRÜŞMELER
Siirt Valisi Hüseyin Avni MUTLU ile Yapılan Görüşme : 14 Kasım 2005 günü saat 16.00’da heyet üyelerinden İHD Genel Bşk. Yrd. Reyhan Yalçındağ’ ın Vali H. Avni Mutlu’ yu telefonla arayarak, başvurucuların şikayetlerini ve heyet olarak gözlemlerinden duydukları kaygılarını işletmeleri üzerine Vali Avni Mutlu, şu beyanlarda bulunmuştur: “Bu olaydan haberdar oldum, ancak ben, köy muhtarı veya diğer köylülerin neden benimle görüşmediklerini bilmiyorum. Köylüler benimle veya Eruh Kaymakamı ile görüşebilirlerdi. Aynı olayda yaşamını yitiren bir terörist var, neden onun cenazesini almak için gelip Kaymakamla görüşülebiliniyor da bu şikayetler için görüşülmüyor? Benim kapım vatandaşlarımıza açıktır. Her konuda gelip benimle kendileri görüşebilirlerdi. Köylülerin Ankara’daki İnsan Hakları Derneğine kadar ulaşmalarını ancak bize ulaşmamalarını kabul etmiyorum. Yine de bu konuyla ilgileneceğim…’

MAĞDURLARLA SİİRT İHD ŞUBE BİNASINDA YAPILAN GÖRÜŞMELER
04.11.2005 tarihinde Siirt Şubemize başvuran başvurucular Sıtkı A., Resul Y., Cüneyt Y., Halil A., Mahşuk A., İbrahim Y., M.Şirin A., Emin A., Kemal Ş., Ramazan Ş., Aydın Ş., Teymur A. ve Mehmet E., 28 Ekim 2005’de Erenkaya Köyünde gerçekleşen çatışmadan sonra Erenkaya Köyüne giriş çıkışların yasaklandığını, köylülerin hayvanlarını otlatamadıklarını ve orada yaşayan akrabalarının can güvenliklerinden endişe ettiklerini belirtmişlerdir. Köylülerden Ekrem A. ve Abdulmenaf A. da ayrıca Siirt Valiliğine bir dilekçe ile başvurarak konunun araştırılmasını ve köylülerin mağduriyetlerinin giderilmesini talep ettiklerini ifade etmişlerdir. Başvurucular ayrıca köy muhtarının Eruh Savcılığınca serbest bırakılmasına rağmen, askerler tarafından tekrar götürülmek istenmesi üzerine muhtarın Köye gitmeyerek Siirt’e geldiğini belirtmişlerdir.

MAĞDURLARLA ERENKAYA KÖYÜ’NDE YAPILAN GÖRÜŞMELER
İnsan hakları heyeti, 10 Kasım 2005 günü saat 12.30 sıralarında Erenkaya Köyü’ne varmış ve daha önceden Siirt Şubemize başvuru yapan mağdur köylülerin ifadesini doğrular bir şekilde, köy girişinde bulunan Erenkaya Karakolu askerlerince durdurulmuştur. Heyet üyelerinin kendilerini tanıtması üzerine kimlik tespiti yapıldıktan sonra, heyet üyelerinden köye girdiklerini gösteren bir defteri imzalamaları istenmiş ancak heyetin, bu işlemin yasal olmadığını, seyahat özgürlüğü kapsamında bireylerin köye giriş yapabileceğinin söylenmesi üzerine imzalamayacaklarının söylenmesi üzerine ısrarcı davranmayarak defter geri götürülmüştür.

Heyet üyelerinin köydeki başvuruculardan birinin evinde köylülerle yaptığı görüşmeye yaklaşık 25-30 kişi katılmış ve benzer beyanlarda bulunmuşlardır.

1.Selahattin Y. ile Yapılan Görüşme:
Köylülerden Selahattin Y., Heyet üyelerine şu aktarımlarda bulunmuştur : ‘Köyümüz toplam 35 hanelidir. Köyümüz, 1990 yılında askerler tarafından zorla boşaltılmıştı ve boşaltıldıktan 1 yıl sonra yaşlılardan 5-10 kişi köye geri gelebildi. Onun dışında tüm köylüler 1990 ile 2003 yılları arasında zorunlu göçe maruz bırakıldık ve köyümüze dönemedik. Bu süre zarfında evlerimiz, tarlalarımız, bahçelerimiz, bağlarımız; kısacası tüm malvarlığımız civar köylerden gelen korucular tarafından kullanıldı; mallarımıza zorla el koydular. Zorla alıkoymadan dolayı iç hukukta korucular aleyhine dava açtık ve kazanmamız üzerine 2003-2004 yıllarında köylüler olarak köyümüze geri döndük. Biz geri geldikten sonra da korucular bizi tehdit etmeye devam etti. 28 Ekim 2005 akşam namazından sonra saat 20.30 sıralarında herkes evlerine çekildi. Daha sonra silah sesleri gelmeye başladı. Köyün dışından Karakola doğru ve Karakoldan da Köyün dışına doğru ateş açıldığını gördük. Bu durum tam altı saat devam etti. Ateş başladıktan yarım saat sonra helikopterler de Köye geldi. Helikopterden doğru Köyün dışına ateş açtılar. Sabah saat 07.30’dan itibaren Dağdüşü ve Erenkaya Karakolu askerleri ile civarda bulunan askerler Köye gelerek evlerimizi bastılar ve evlerimizi aramadan geçirdiler. Ev baskınları esnasında çoğumuz fiziksel olarak darp edildik ve hakarete maruz kaldık. Aramalar esnasında Eruh İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı da vardı. Yüzbaşı bize, ‘….bana dua edin ki iyiniyetime denk geldiniz. Yoksa size yapacağımı bilirdim. Benden olmasaydı Köyün tamamını tarayacaklardı. Keşke de tarasalardı. Bundan sonra tek bir mermi sıkılırsa olacakları görürsünüz!…’ şeklinde bağırıyordu. Daha sonra Köyde bulunan tüm erkekleri gözaltına alarak Erenkaya Karakoluna götürdüler. Ben de aralarındaydım. Yaklaşık 45 kişiydik. Karakolda bizi tek sıra halinde dizdiler, ellerimiz arkada, yere diz çöktürerek saatlerce beklettiler. Akşam saatlerine kadar bu durum devam etti. Aramızda köyün ileri gelenleri, İhtiyar Heyeti üyeleri de vardı. Karakolda parmak izimizi alıp, fotoğraflarımızı çektiler. Aramızdan yaklaşık 15 kişiyi seçerek, Köy Muhtarı ile birlikte onların yazılı ifadelerini zorla ve tehditle aldılar. Gece saat 00.00 sıralarına kadar Karakolda bekletildik. Biz Karakolda iken özellikle muhtara çok kötü davranıyorlardı. Muhtarı hem köyün içinde hem de Karakol içinde bir odaya götürerek dövdüler. Karakol dışından gelen bir uzman çavuş, muhtarı çok kötü dövdü, o esnada muhtarın kanlar içinde yere düştüğünü gördük. Sonra bizler serbest bırakıldık ancak Muhtar Nurettin Y., Eruh’a götürüldü. Olaydan sonra Karakol Komutanı Astsubay Kenan’ın yaralandığını duyduk ancak görmedik. Biz köyde yaşayan tüm köylüler son derece tedirginiz. Olay gerçekleştikten sonra iki gün süreyle elektrik ve telefonlar da kesildi ve bizim dış dünyayla bağlantımız koptu.

Bu olaylar gerçekleştikten sonra, Karakol askerleri, Karakolun bitişiğinde evi olan Veysi A. isimli köylüyü çağırarak evini kendi elleriyle yıkması için tehdit etmiştir. Ayrıca badem ağaçlarını da kesmelerini istemiştir. Oysa ki, diğer köylüler gibi onlar da 1990 ile 2003 arasında boşaltılan köyümüze geri döndükten sonra ciddi masraflar ödeyerek evlerini yeniden inşa ettiler. Evlerini yıksalar nereye gidecekler? Bu ciddi bir zulümdür. Zaten Karakol, evden sonra yapılmıştı. Karakol, orayı tercih etmişti.

Şu anda köyden dışarı çıkmamız yasaktır. Örneğin acil bir hastamız falan olsa veya bir işimiz olduğunu söylersek, bir gün önce izin alırsak belki köyün dışına çıkmamıza izin verirler. Biz, bu izinleri ikinci astsubay Cem’den almak zorundayız. Çatışma esnasında astsubay Cem’in evi de tahrip oldu. Astsubay Cem’in eşi köy okulunda öğretmenlik yapıyordu ancak olaydan sonra artık gelmiyor; köyden ayrıldığını tahmin ediyoruz. Biz, geçimimizi büyük oranda hayvancılıkla sağlıyoruz. Şu anda hayvanlarımızı otlatamadığımız için açlıkla karşı karşıyayız. Köyün içinde su olmadığından, kadınlar ve çocuklar köyün yaklaşık 1 ve 2 km. uzağından su taşıyorlar. Halen geceleri köyün içinde, civar köylerden gelen korucular nöbet tutuyor ve bu nedenle biz tedirginlik duyuyoruz. Geceleri dışarıya çıkamıyoruz, komşularımıza dahi gidemiyoruz. Bütün bu baskıların köyümüzü tekrar boşaltmak için yapıldığını düşünüyoruz. Esas mesele, bizim 2003 yerel seçimlerinde DEHAP’a oy veren bir köy olmamızdır. Seçimlerden bu yana üzerimizdeki baskılar arttı…’

2.Metin A. (18) ile Yapılan Görüşme:
Köy sakinlerinden Metin A. da heyet üyelerine benzer ifadelerde bulunmuş ve ayrıca olay gerçekleştikten sonra köyün diğer dört öğretmeninin de köyden uzaklaştırıldığını ve bu nedenle okuldaki eğitim-öğrenimin aksadığını; öğretmenlerin 9 Kasım tarihinde okula gelmeye başladıklarını ifade etmiştir. Metin A. ayrıca, çatışma sonrası yaşamını yitiren gerillanın ailesinin gelmesine rağmen cenazenin kendilerine verilmediğini ve cenazenin Karakolun yanında gömülü olduğunu belirtmiştir.

3. Selahattin B. ile Yapılan Görüşme
Erenkaya Köylülerinden Selahattin B., heyet üyelerine özetle şunları söylemiştir: ‘…Selahattin Y.’ nin söylediklerine aynen katılıyorum. Hayvanlarımızın erzağı tükenmek üzeredir. Elimizdeki stoklar bitince açlıkla karşı karşıya kalacaklar. Ayrıca üzüm bağlarımızda halen toplamadığımız mahsullerimiz mevcuttur. Bağlar köyden 1-2 km uzakta olmasına rağmen bunda da izin vermiyorlar. Ev baskınları esnasında tüm köylüler fiziki ve psikolojik şiddete maruz kalmıştır. Karakolun bahçesi aslında Karakolun mülkiyetinde değildir; köylülere ait bir mülkiyettir. Ancak elkoyma sonucu Karakol tarafından kullanılmaktadır. Veysi A. isimli köylünün evi Karakolun tam bitişiğindedir, Karakol o evin inşa edilmesinden sonra kurulmuştur. Buna rağmen, Karakol, Veysi A.’dan kendi evini yıkmasını ve Karakolun bitişiğinden taşınmasını istemektedir. 2003 yerel seçimlerinde DEHAP’a oy verdiğimiz için üzerimizdeki baskılar arttı. Tüm köylüler son derece gergin ve korkulu anlar yaşıyoruz. Bundan sonra olacaklar için endişeliyiz. Sizden yardım bekliyoruz…’

4.Aydın E. (43) ile Yapılan Görüşme:
Erenkaya Köylülerinden Aydın E., heyet üyelerine, ev baskınları esnasında kötü muameleye maruz kaldıklarını teyit etmiş ve bu tür baskılarla asıl hedefin köylerinden göç etmek zorunda bırakılmak olduğuna dikkat çekmiştir. Aydın E., ayrıca, ‘…köyümüz bu haksız muameleyi hak etmedi. Biz askerlerin de gerillaların da ölmesini istemeyiz. Bizi gözaltına aldıklarında Karakol nizamiyesinin önünde yerde bir gerilla cesedi vardı. Yüzbaşı, Muhtara dönerek; ‘….alın, bunu götürün!’ demiş ve sinkaflı küfürler sarfetmiştir. Daha sonra cenazeyi Karakolun yanına gömmeye izin verildi. Mezarlığa gömmemize, yıkamamıza izin verilmedi. Elbiseleriyle bir battaniyeye sarılarak Karakolun bitişiğine gömüldü.’ şeklinde açıklamalar yapmıştır.

5.Veysi A. (24) ile Yapılan Görüşme:
Heyet üyeleriyle diğer köylülerle birlikte görüşen Veysi A., özetle şunları aktarmıştır: ‘…Çatışmadan sonra Siirt Tabur Komutanı ile Eruh Jandarma Komutanı Yüzbaşı, askerlerle birlikte köyümüze baskın düzenlediler. Yüzbaşı, beni Nizamiyeye çağırdı. 10 gün içinde evi yıkacaklarını söyledi. Daha sonra da evimizi kendi isteğimle boşalttığımı beyan eden bir yazıyı bana zorla imzalattılar. Benim dışımda komşumuz Emin T.’ den benzer nitelikte bir yazıyı imzalamasını söylediler. O da tehditler yüzünden, kendi evini kendi isteğiyle yıkacağı şeklinde bir yazı imzaladı. Ben de tehditlere maruz kaldığım için evin kapı ve pencerelerini söktüm ama tamamını yıkmadım. [Bu durum heyet üyeleri tarafından da gözlenmiştir. Karakolun hemen yanında bulunan evin pencere ve kapıları sökük bir vaziyette evin önünde bekletiliyor vaziyette idi]. Daha sonra Erenkaya Karakolu askerleri beni tekrar Karakola çağırarak, bahçedeki badem ağaçlarını kesmemi; bunun Taburun emri olduğunu söylediler. Ben bunu kabul etmedim; benim dışımda 7 kardeşimin daha olduğunu, babamın bize bakmak zorunda olduğunu; onlar adına karar veremeyeceğimi söyledim. Babam bayram alışverişi yapmak üzere Siirt’ de bulunurken bu olaylar gerçekleşti. O nedenle babam o zamandan beri köyde değildir, askerler de hep beni çağırıyorlar. 24 yıldır ailem Karakolun bitişiğindeki evde oturmaktadır. 1990 yılında köyümüz zorla boşaltıldıktan sonra biz de köyden ayrılmak zorunda kalmıştık. Korucular aleyhine açtığımız davayı kazandıktan sonra 2004 yılında biz de geri döndük. Evimiz kullanılamaz durumda olduğu için 3 ay boyunca gece gündüz çalışarak ve 10 milyar TL masraf ederek yeniden inşa ettik. Kapı ve pencereleri sökmek dışında evi henüz yıkmadım. Ama beni bugün bile tekrar Karakola çağırdılar ve evi yıkmam yönünde beni tehdit ettiler.’

Görüşmeye katılan tüm köylüler ayrıca, köyde sağlık ocağının olmadığını, oysa 1990’dan önce köylerinde sağlık ocağı bulunduğunu; şu anda kendilerine en yakın sağlık ocağının Bağgöze Köyündeki sağlık ocağı olduğunu; köyde su olmadığından köyün 1 ve 2 km uzağındaki çeşmelerden su taşındığını belirterek sosyal hizmet anlamında da sıkıntıların olduğuna işaret etmişlerdir.

Köylüler ayrıca, Eruh Kaymakamlığının yürüttüğü bir proje vesilesiyle köylerinin fıstık ekim alanı seçildiğini; bu vesileyle çok sayıda fıstık ve dut ağacı ektiklerini; bunun için çok emek verdiklerini, gidecek hiçbir yerlerinin olmadığını ve köylerinden ayrılmak istemediklerini eklemişlerdir. Köylüler, genel olarak tümünün köye geri gelmelerinden sonra ciddi masraflar yaptıklarını, örneğin Sait Ö. isimli köylünün, yaklaşık 50 milyar TL harcayarak köyde büyük bir ev yaptığını, bütün bu emeklerinin boşa gitmesini istemediklerini belirtmişlerdir. Köylüler ek olarak Sait Ö.’ nün de çok dayak yediğini, babasının hastalığı nedeniyle şu anda Siirt’ de bulunduğunu belirtmişlerdir. [Heyet üyeleri de köyün orta yerinde üç katlı, betonarme ve inşası bitmek üzere olan bu evin varlığını gözlemlemiştir]

AYDIN ATINÇ İSİMLİ GERİLLANIN CENAZESİNİN AİLESİNE VERİLMEMESİNE DAİR YAPILAN BAŞVURU
31.10.2005 tarihinde Siirt Şubemize başvuran Tahir Atınç, Eruh 01.07.1980 doğumlu oğlu Aydın Atınç’ın, 28.10.2005’de Erenkaya Köyünde yaşanan çatışmada yaşamını yitirdiğini belirterek cenazesinin alınması işlemleri için yardım talebinde bulunmuştur. Başvurucu özetle şu beyanlarda bulunmuştur: ‘….31.10.2005 tarihinde Eruh Cumhuriyet Savcılığına başvurarak, Erenkaya’da yaşamını yitiren gerillanın oğlum olabileceğini, bu nedenle cenazeyi teşhis için fotoğraf tespiti yapmak istediğimi belirten bir dilekçe sundum. Bunun üzerine dosyanın halen jandarmada olduğu söylenerek bu aşamada fotoğraf teşhisinin yapılamayacağı ancak DNA karşılaştırması için kan ve kıl örneği verebileceğim söylendi. Ben de kan ve kıl örneği verdim. Daha sonra Savcılığın bana 07.11.2005 tarihinde kendilerine tekrar başvurmam durumunda dosyanın gelmiş olabileceği ve fotoğraf teşhisi yapabileceğimin söylenmesi üzerine, 07.11.05’de Eruh Savcılığına fotoğraf teşhisi için başvurdum. Ben ve eşim Eruh Jandarma Komutanlığına gönderildik; orada bulunan dosyadaki fotoğraflardan cenazenin oğlum Aydın Atınç’a ait olduğunu teşhis ettik. Daha sonra Savcılığa geri getirildik ve ben Savcıya cenazeyi almak istediğimi söyleyince Savcı Bey bana, ‘…siz cenazenin oğlunuz olduğunu teşhis ettiniz ancak cenaze köy muhtarı tarafından uygun bir yere gömüldü. Cenazenizi almasanız da olur. Eğer cenazenizi almazsanız sizin mezarlığa gitmenize izin veririm. Orada Fatihanızı okur ve mezarına çiçek bırakabilirsiniz. ..’ dedi. Ben de ne olursa olsun cenazemizi istediğimizi söyledim. Bunun üzerine Savcı Bey, ‘…Cenazeyi size verme yetkim yok. Eruh Kaymakamlığı ve İlçe Sağlık Kurulu Başkanlığına başvurmanız gerekir..’ dedi. Bunun üzerine Eruh Kaymakamlığına dilekçe ile başvuruda bulundum ancak Kaymakamlık tarafından bana hiçbir şekilde dilekçemi kabul etmeyecekleri, böyle bir talebimi dikkate alamayacakları söylendi ve dilekçem işleme konulmadı. İlçe Sağlık Kurulu Başkanlığı ise dilekçemi aldı ancak herhangi bir işlem yapmadı. Ben oğlumun cenazesini almak istiyorum, kendi geleneklerimize göre defnetmek istiyorum. Maruz kaldığım bu muamele bize son derece acı vermektedir. Bana gerekli yardımlarda bulunmanızı dilerim…’

RAPOR HAZIRLANDIĞI ESNADA ALINAN BAŞVURULAR VE GÜNCELLENEN SON DURUM
İnsan hakları heyetimiz, konuyla ilgili girişimlerine başlarken ve raporunu hazırlarken İHD Siirt Şubemize yapılan başvurular sonucunda 18.11.2005 tarihinde askeri üst düzey bir komutanın helikopterle Erenkaya Köyüne gittiği, köylülerle herhangi bir şekilde görüşmediği ancak köyün içinin ve etrafının fotoğraflarının helikopterde bulunan askerler tarafından çekildiği ve görüntülerin kameraya alındığı bilgisi verilmiştir. Ayrıca Erenkaya Köyü sakinleri telefonla Şubemizi arayarak ev aramalarının gerçekleştiğini, bu aramalar sırasında ciddi fiziki ve psikolojik saldırının olduğunu, köylülerden aralarında evi yıkılmak istenen Veysi A.’ nın ve Resul K.’ nın ve muhtarın iki eşinin (Emine Y. ve Maşallah Y.) de bulunduğu 9 kişinin gözaltına alındığını ve Eruh’a götürüldüğünü belirterek ciddi şekilde can güvenliklerinden endişe ettiklerini ileri sürmüşlerdir. Başvurucuların telefonla aramasından sonra Köyün telefonları da kapanmış olup köylülerle herhangi bir irtibat kurulamamaktadır.

HEYETİN YAPTIĞI TESPİTLER
İnsan Hakları Heyeti, resmi makamlardan Eruh Kaymakamlığından randevu istemiş ancak randevu talebine olumlu yanıt verilmemiştir. Siirt Valisi ile telefonda yapılan görüşme sonucu raporda mevcuttur. Heyetin köye girişi Erenkaya Karakolu tarafından engellenmemişse de, kimlik tespiti yapıldıktan sonra Köye girilebilmiştir. Ayrıca Köye Giriş Defteri imzalatılmak istenmişse de, heyetimiz, bunun yasal olmadığını belirterek imzalamayı reddetmiştir.

Heyetimiz;
Erenkaya Köyü’nün 1990-2003 yılları arasında zorla boşaltılmış bir köy olduğunu ve köylülerin 2003 ile 2004 yıllarından itibaren köylerine geri döndüklerini;
Olayın gerçekleştiği tarih olan 28.10.2005’den bu yana Köye giriş çıkışların yasaklanması ile hayvanlarının otlatılmasına izin verilmemesi konusundaki şikayetlerin Valilik makamına iletildiğini;
Köye giriş çıkışların Erenkaya Karakolunun denetiminde olduğunu, bu itibarla Köydeki okulda görev yapan 4 öğretmenin de giriş çıkışlarda imzalarının alındığını;
Olayın gerçekleştiği 28 Ekim 2005 tarihinden bu yana köylüler üzerinde ciddi bir baskının olduğunu, köylülerin hayvanlarını otlatamadıklarını, üzüm bağlarından mahsullerini toplayamadıklarını, köye giriş çıkışların yasak olduğunu; bugüne kadar sadece çok hasta olduğu için yaşlı birinin köyden çıkmasına izin verildiğini;
Heyetimizin Siirt’ de kendisi ile görüştüğü Köy muhtarının, aldığı fiziksel darplar sonucu hastalandığını ve Siirt’te tedavisinin devam ettiğini;
Hem köyde bulunan köylülerin hem de Siirt’de bulunan ve köye dönemeyen köylülerin son derece tedirgin ve korkulu ruh haline sahip olduklarını;
Raporumuzun hazırlandığı saatlerde, 22.11.2005 günü farklı saatlerde Erenkaya Köyüne askerler tarafından baskın düzenlendiğini ve evlerin aramadan geçirildiğini, bu aramalardan sonra aralarında Veysi A., Resul K. ile köy muhtarı Nurettin Y.’ın iki eşinin (Emine Y. ve Maşallah Y.) de bulunduğu toplam 9 köylünün gözaltına alınarak Eruh’a götürüldüğünü;
Raporumuzun açıklandığı saatlerde bu şahısların halen gözaltında olduğunu;
21.11.2005’de gerçekleşen ev baskınları ve gözaltılardan sonra Erenkaya Köyünün telefonlarının kesik olduğunu;
Olay tarihinden bu yana köylüler üzerindeki baskının gitgide artmakta olduğunu tespit etmiştir.

Heyetimiz ayrıca;
Aydın Atınç isimli gerillanın cenazesinin ailesine verilmediğini; bunun yerine Erenkaya Karakolunun yanına gömüldüğünü;
Atınç ailesinin cenazelerini alamamalarından dolayı ciddi bir travma içinde bulunduklarını tespit etmiştir.

AYDINLATILMASI GEREKEN HUSUSLAR
28 Ekim 2005 tarihinde yaşanan çatışmanın ardından Köyün tüm erkekleri neden gözaltına alındı? Bu arada aralarında köy muhtarının da bulunduğu 15 köylüye zorla imzalatılan ifadeler neyi içermekteydi?
Karakolun hemen yanında bulunan evlerin sahipleri Veysi A. ve Emin T.’ ye ‘evimi kendi isteğimle yıkıyorum’ ibaresini içeren yazıların imzalatılmasıyla hedeflenen nedir? Bununla amaçlanan, 1990’lı yıllar boyunca güvenlik görevlileri tarafından sistematik olarak uygulanan ve sonuç olarak bölgede 3.688 köyün yakılıp zorla boşaltılmasıyla sonuçlanan uygulamaların farklı yöntemlerle hayata geçirilmesi midir?
Köyde meydana gelen hak ihlalleriyle ilgili olarak köylüler tarafından Siirt Valiliğine ve Siirt milletvekili Öner Gülyeşil’e başvurulmasından sonra alınan resmi tedbirler ve yapılan girişimler nelerdir?
Heyetin de tespit ettiği üzere Köye giriş çıkışlarda Karakol tarafından bir defterin imzalatılmasıyla hedeflenen nedir? Bu, bölgede başka köylerin giriş çıkışlarında da uygulanan bir yöntem midir?
Köy Muhtarı Eruh Savcılığınca serbest bırakılmasına rağmen, jandarma görevlileri hangi gerekçeyle onu tekrar götürmek istemişlerdir?
21.11.2005’de köyün tekrar askerler tarafından baskına uğraması ve 9 kişinin gözaltına alınmasının nedeni nedir? Gözaltına alınanlar arasında evi Karakolun bitişiğinde olduğu için evini yıkması kendisinden istenen Veysi A.‘nın da olması tesadüf müdür? Yoksa Veysi A’ya evini yıkması için verilen süre dolduğu için kendisine daha önceden yöneltilen tehditlerin gereği mi yerine getirilmektedir?
Muhtarın iki eşinin de gözaltına alınmasıyla son halini alan, hayvanların otlatılmasını ve köylülerin bağlarına gitmesini de ortadan kaldırmak anlamına gelen yasaklayıcı uygulamalar, köye giriş çıkışların yasaklanması, sırf Karakola bitişik olduğu için evlerin yıkılması ve badem ağaçlarının kesilmesi yönlü tehditlerle köyün tekrar boşaltılması mı istenmektedir?
Köye yapılan son baskından sonra başvurucu köylüler ile irtibatımızın kesilmesi anlamına gelen telefon kesintisinin nedeni nedir? Köyde yaşayan yurttaşlarımızın şu anda can ve mülkiyet güvenlikleri var mıdır?
Köylülerin iddia ettiği gibi, son yerel seçimlerde DEHAP’a oy vermiş olmalarının, üzerlerindeki baskıyı artırıcı nedeni var mıdır?
Atınç ailesinin, yaşamını yitiren oğullarının cenazesini almak için gerekli resmi makamlar nezdinde girişimde bulunmasına ve oğullarının cenazesini teşhis etmesine rağmen, cenazenin defnedildiği yerden alınıp kendilerine verilmemesinin nedeni nedir? Bu talebin reddinin yasadışlığı açıkken, dilekçe sunan ailenin talebi neden reddedilmiştir?

KANAAT ve SONUÇ

Kanaat
İnsan Hakları Heyetimiz, Erenkaya Köyünde yaşayan yurttaşların, seyahat özgürlüğü, mülkiyeti tasarruf hakkı, iletişim hakkı gibi haklarının ihlal edildiği, hayvanların otlatılmasına izin verilmediği için, köylülerin geçim kaynağı olan hayvancılığın bitme aşamasına geldiği, ev baskınlarının ve aralarında kadınların da olduğu köylülere yönelik keyfi gözaltıların artmasıyla ve köyde bazı evlerin yıkılmasının istenmesiyle, köyde yaşamayı fiilen imkansız hale getirip Erenkaya Köylülerinin zorunlu göçe zorlandığı kanaatindedir.

Sonuç
Mülkiyet hakkı, yerleşke hakkı, mülkiyeti tasarruf hakkı, seyahat özgürlüğü hakkı, kişi güvenliği ve özgürlüğü hakkı, gayriinsani muameleye maruz kalma yasağı gibi hakların ihlal edilmesi temel hak ihlallerindendir. Bölgede 1990’lı yıllar boyunca yakılıp zorla boşaltılan 3.688 köyün zararları henüz tazmin edilmemişken ve sistematik geri dönüşlerin önü açılmamışken, 1990 yılında boşaltılmış olan köylerine geri dönmelerinin üzerinden henüz 1-2 yıl geçmiş olan Erenkaya sakinlerinin üzerinde geliştirilen bu baskılarla, köyün yeniden boşaltılmasının amaçlanmasından son derece ciddi kaygılar duymaktayız. İnsan hakları savunucuları olarak, bu tür yönelimlerin, civarda başka köylere de sirayet etmesinden endişe duymaktayız.

Ayrıca Aydın Atınç’ın cenazesinin ailesine verilmemesi, ailesi bakımından ciddi hak ihlali olup, hukuka uygun davranılarak bir an önce ailesine teslim edilmelidir. Yurttaşlarımızın dini vecibelerini ve geleneklerini yerine getirerek cenazelerini defnetmeleri, içinde bulunduğumuz toplumsal yapı dikkate alındığında son derece hassas bir duruma işaret etmektedir.

Hukukun bağlayıcılığı ve temel insan hakları ve özgürlüklerine saygı herkes için geçerlidir. Yapılması gereken, ‘güvenlik’ kavramını merkezine alan bakış açısı yerine, ‘insan hakları’nı merkeze alan bakış açısının geçirilmesidir.

Yukarıda belirtilen ve mülkiyet, kişi güvenliği ve özgürlüğü haklarına yönelik gerçekleşen bu ihlallerin, ayrıntılarıyla açığa kavuşturulması, sorumlular hakkında hukuksal ve idari kovuşturmanın yapılması için İnsan Haklarından Sorumlu Başbakan Yardımcılığı, İçişleri Bakanlığı, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu ve Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı, ivedilikle inceleme başlatmalı ve sonuçlarını kamuoyuna açıklamalıdırlar.

İHD olarak, tüm bu vakalarda başlatılan hukuki sürecin takipçisi olacağımızı, adil bir sonuç alınıncaya ve Erenkaya Köylüleri, yaşadıkları mekanda hak ihlallerine maruz kalmayana kadar gerçekleşecek sürecin ulusal ve uluslararası alandaki takibini yapacağımızı belirtiyoruz.

Av. Reyhan YALÇINDAĞ Mihdi PERİNÇEK Vetha AYDIN Saadet BECERİKLİ
 İHD Genel Bşk. Yrd.  İHD GYK Üyesi ve
G.Doğu ve Doğu Anadolu Bölge Temsilcisi
 İHD Siirt Şube Bşk.  İHD Batman Şube Bşk.

Bir cevap yazın