20 Haziran Dünya Mülteciler Günü
Ülkemizdeki tüm geri gönderme merkezleri ve kamplar denetime açılmalı, şeffaflaşmalıdır. Emek sömürüsünün önüne geçilmeli, çocuklar ve kadınlar başta olmak üzere mülteciler istismara karşı korunmalılar. Eğitim ve sağlığa erişim hakları düzeltilmeli, yaşam alanları rehabilite edilmeli, kötü koşullardaki yaşam alanlarından çıkartılarak insan onuruna yakışan alanlarda yaşatılmalılar.
Bölgemizde devam eden savaşın sonucunda milyonlarca insan mülteci durumuna düştüğü gibi ülkemizde de savaş nedeniyle yüz binlerce insan zorla yerinden edilmiş, OHAL uygulamaları nedeniyle on binlerce insan Türkiye’yi terk etmek durumunda kalmıştır. Devam eden silahlı çatışma ortamında sokağa çıkma yasağı ilan edilerek abluka altına alınan kentlerin yıkılması sonucu en az 500 bin insanın zorla yerinden edilerek iç göçmen durumuna düşürüldüğünü unutmamak gerekir. Siyasal iktidarın abluka altına aldığı bu kentlerdeki yıkımı sürdürmesiyle özellikle Sur örneğinde görüldüğü gibi kent yıkımları devam etmekte ve on binlerce insan mağdur durumuna düşürülmektedir. Türkiye’nin bir an önce OHAL'i kaldırıp yıkıma neden olduğu kentlerdeki mağduriyetleri gidermeli ve geri dönüş imkânlarını yaratmalıdır. Bunun için de Kürt Sorunu'nda barışçıl ve demokratik politikalara acilen ihtiyaç vardır.
Türkiye’nin, siyasi amaçlarına ulaşmak için mültecileri pazarlık konusu yaptığı ve bu anlamda AB ile imzaladığı Vize Muafiyeti/Geri Kabul Anlaşması insan hakları açısından kabul edilemez. Gerek AB gerekse Türkiye’nin, mülteci hukukundan kaynaklanan sorumluluklarını yerine getirmesi gerekmektedir.
Türkiye’deki OHAL koşullarındaki otoriter yönetim anlayışının sürmesinin yarattığı sonuçlardan birisi de Türkiye vatandaşlarının siyasal nedenlerle ülkelerini terk ederek mülteci konumuna düşmeleridir. Bu nedenle OHAL bir an önce kaldırılmalı ve mağduriyetler giderilmelidir.
20 Haziran Dünya Mülteciler Günü'nde devletler ve tüm kurumlar, insanlık zincirinin en zayıf halkası olan bu halklara karşı insanlık görevlerini yerine getirmelidirler.