Barış Süreci İzleme Raporu (1 Ekim 2024 – 1 Temmuz 2026)
Raporlar ve Ek Dokümanlar
TÜRKİYE – PKK BARIŞ SÜRECİ İZLEME RAPORU (1 Ekim 2024 – 1 Temmuz 2026) şimdi yayında. Görüntülemek için lütfen tıklayın...
ÖNSÖZ
İnsan Hakları Derneği (İHD), kuruluşundan bu yana Kürt meselesinin insan hakları temelinde, adil ve demokratik yöntemlerle çözülmesini savunmaktadır. Kırk yılı aşkın süredir devam eden çatışmalı süreç boyunca yaşanan yaşam hakkı ihlalleri, zorla kaybetmeler, yargısız infazlar, faili meçhul cinayetler, gözaltında işkence ve ölümler, köy boşaltmaları, zorla yerinden etmeler ile ifade ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik ağır ihlaller karşısında mücadele etmiş; bu ihlalleri belgelemiş, raporlamış ve cezasızlık politikalarına karşı kararlılıkla çalışmıştır. Bu yönüyle Derneğimiz, aynı zamanda çatışmalı dönemin toplumsal hafızasını da taşımaktadır.
Bu mücadele ağır bedellerle yürütülmüştür. Yirmi üç üye ve yöneticimiz faili meçhul cinayetlerde yaşamını yitirmiş, yüzlerce yönetici ve üyemiz saldırıya uğramış, yaralanmış, gözaltına alınmış, işkence görmüş ve yargılanmıştır. Genel merkezimize yönelik silahlı ve fiziki saldırılar sonucunda 1998 yılında Genel Başkanımız Akın Birdal, 2002 yılında ise Genel Başkanımız Hüsnü Öndül ağır şekilde yaralanmıştır. Buna rağmen İHD, hiçbir dönemde barış talebinden ve Kürt meselesinin adil ve demokratik çözümünü savunmaktan vazgeçmemiştir.
Türkiye'de daha önce farklı dönemlerde tek taraflı ateşkesler, diyalog girişimleri, Oslo süreci ve 2013–2015 çözüm süreci gibi önemli deneyimler yaşanmıştır. Bu girişimler çatışmanın sona erdirilmesi açısından önemli fırsatlar yaratmış; ancak sürecin hukuki güvenceye kavuşturulmaması, kurumsal mekanizmaların oluşturulmaması, toplumsal katılımın yeterince sağlanamaması ve siyasal iradenin tutarsız yaklaşımı nedeniyle kalıcı barışa dönüşememiştir. Geçmiş deneyimler, barış süreçlerinin yalnızca siyasi iradeye değil; güçlü hukuki çerçevelere, şeffaflığa, toplumsal katılıma ve bağımsız izleme mekanizmalarına da ihtiyaç duyduğunu açık biçimde göstermektedir.
1 Ekim 2024 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışıyla başlayan siyasal temaslar, ardından gerçekleştirilen İmralı görüşmeleri, Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025 tarihli çağrısı, PKK'nin Mayıs 2025'te aldığı fesih ve silahlı mücadeleyi sonlandırma kararı ile 11 Temmuz 2025 tarihinde gerçekleştirilen silah yakma töreni, Türkiye'nin yakın tarihinde yeni bir dönemin kapısını aralamıştır. TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ile hazırlanan rapor, eksikliklerine rağmen sürecin siyasal ve kurumsal zemine taşınması bakımından önemli bir adım olmuştur.
İnsan Hakları Derneği, 11 Temmuz 2025 tarihinde gerçekleştirilen sembolik silah yakma törenini yerinde izleyen ve yakılan silahlara ilişkin envanteri doğrudan teslim alan kurum olarak yalnızca gözlemci değil, aynı zamanda sürecin şeffaflığına ve toplumsal güvenin inşasına katkı sunma sorumluluğunu da üstlenmiştir. Bu sorumluluğun gereği olarak, çatışmanın sona ermesinin tarihsel önemde bir gelişme olduğunu ancak tek başına kalıcı barış için yeterli olmadığını her fırsatta vurgulamaktayız. Silahsızlanma, geri dönüş ve yeniden entegrasyon süreçlerinin uluslararası çatışma çözümü ilkelerine uygun biçimde yürütülmesi ve kapsamlı hukuki reformlarla desteklenmesi gerektiği yönündeki yaklaşımımızı bir kez daha ifade ediyoruz.
Elinizdeki rapor, barış sürecinin başlangıcı olarak kabul edilen 1 Ekim 2024 ile 1 Temmuz 2026 tarihleri arasında yaşanan gelişmeleri kronolojik bir yaklaşımla ele almaktadır. Sürecin dönüm noktalarını, insan hakları açısından öne çıkan gelişmeleri, kazanımları, riskleri ve eksiklikleri barış hakkı perspektifinden değerlendirmekte; geçmiş çözüm girişimlerinden çıkarılması gereken dersleri ortaya koyarak benzer hataların tekrar edilmemesi için öneriler sunmaktadır.
Bununla birlikte, Meclis Komisyonu'nun önerilerinin hayata geçirilmemesi, örgütün fesih ve silahsızlanma kararına karşılık gerekli hukuki düzenlemelerin yapılmaması, süreci yönetecek kurumsal mekanizmaların oluşturulmaması, bölgesel gelişmelerin yarattığı belirsizlikler ve demokratik alanda yaşanan ciddi daralmalar sürecin kalıcılığına ilişkin kaygıları artırmıştır. Özellikle yerel yönetimlere yönelik müdahaleler, muhalefete yönelik siyasal operasyonlar ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskılar toplumda derin bir adalet duygusu kaybına ve umutsuzluğa yol açmakta; bu durum barış sürecine yönelik toplumsal desteği de zayıflatmaktadır.
Uluslararası deneyimler, silahlı çatışmaların sona erdirilmesinde en zorlu ve en uzun aşamanın silahsızlanma süreci olduğunu göstermektedir. Türkiye'de ise bu kritik eşik, PKK'nin fesih ve silahsızlanma kararını açıklaması ve 11 Temmuz 2025 tarihinde gerçekleştirilen silah yakma töreniyle önemli ölçüde aşılmış; onlarca yıllık çatışmanın sona erdirilmesi bakımından tarihsel bir fırsat doğmuştur. Ancak fiilen başlayan silahsızlanma sürecinin gecikmeksizin hukuki güvence altına alınması, kalıcı barışın sağlanabilmesi açısından yaşamsal önem taşımaktadır.
Dünya örnekleri, barış süreçlerinin başarısında bağımsız izleme ve denetleme mekanizmalarının belirleyici rol oynadığını ortaya koymaktadır. Bu nedenle silahsızlanma ve barış sürecinin uygulanmasını izlemek üzere; tüm siyasi partilerin temsil edildiği, sivil toplumun ve ilgili uzmanların katılımına açık, düzenli raporlama yapan ve TBMM bünyesinde faaliyet gösterecek kalıcı bir izleme ve denetleme mekanizmasının oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Böyle bir mekanizma, toplumsal güveni güçlendirerecek; tarafların yükümlülüklerine bağlı kalmasını teşvik ederek sürecin şeffaflığını ve hesap verebilirliğini artıracaktır.
İnsan Hakları Derneği olarak bir kez daha vurguluyoruz: Türkiye, kırk yılı aşkın süredir devam eden çatışmaların ardından tarihsel bir eşikte bulunmaktadır. Bugün acil ihtiyaç duyulan; fiilen başlamış olan silahsızlanma sürecinin gecikmeksizin hukuki güvence altına alınması, toplumsal güveni güçlendirecek demokratik reformların hayata geçirilmesi ve sürecin şeffaf, katılımcı ve hesap verebilir mekanizmalarla yürütülmesidir.
Kırk yılı aşkın mücadelemizin bize yüklediği sorumlulukla, barış hakkını insan haklarının ayrılmaz bir parçası olarak savunmaya ve bu tarihsel sürecin aktif bir öznesi olmaya devam edeceğiz.
Dr. Cuma Çiçek tarafından hazırlanan bu raporun, Türkiye'de çatışmanın tüm taraflarının ve toplumun ortak sorumluluğuna katkı sunmasını; barış hakkının insan haklarının ayrılmaz bir parçası olduğu bilinciyle yürütülecek demokratik çözüm arayışlarına ışık tutmasını diliyoruz.
Cihan AYDIN / Oya ERSOY
İHD Eş Başkanları
Raporu görüntülemek için lütfen tıklayın...