Ortak Açıklamalar, MANŞET
Bugün içinde bulunduğumuz olağanüstü durumla 27 Ekim 1983 tarihinde, yani doğrudan 12 Eylül askeri darbe döneminin Bülend Ulusu hükümeti tarafından bizzat darbeyi pekiştirmek amacıyla çıkarılan "Olağanüstü Hal Kanunu" arasında demokratik hiçbir ilişki kur
21 Temmuz 2016
20 Temmuz 2016 günü yapılan MGK ve Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası Cumhurbaşkanı tarafından, yakın tarihimizde ile kez Türkiye genelinde 3 ay süre ile olağanüstü hal (OHAL) ilan edildiği belirtilmiş ve bu karar 21 Temmuz 2016 tarihli Resmi Gazete de yayınlanmıştır. Yakın dönem tarihinde son sıkıyönetim uygulamasını kısmi olarak Kasım 1978’de yaşamaya başlayan Türkiye’de bu uygulama, 12 Eylül 1980’de askeri darbesi ile kalıcılaşarak 19 Temmuz 1987’ye kadar devam etmiştir. Bu tarihten sonra Türkiye’nin Doğu ve Güney Doğusunda birçok ili kapsayacak şekilde başlatılan olağanüstü hal uygulaması ise 46 kez uzatılarak 30 Kasım 2002 yılına kadar sürmüştür. Kısacası Türkiye halkları 24 yıl boyunca zaman zaman ülkenin tamamında ya da bir bölümünde ama kesintisiz olarak temel hak ve özgürlüklerin sınırlandığı/kısıtlandığı sıkıyönetim/olağanüstü hal rejimi altında yaşamıştır. Bu duram, dünya çapında eşine az rastlanır bir örnektir. Türkiye’de olağanüstü hal ilanları önemli ölçüde Ecevit hükümeti döneminde kısmileştirilmiş, son olarak ise iki ilde (Diyarbakır ve Şırnak) devam eden olağanüstü hal uygulaması 30 Kasım 2002 tarihinde Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde uzatılmayarak tamamen sonlandırılmıştı. Türkiye’nin en köklü insan hakları kurumları İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) olarak son günlerde defalarca dile getirdiğimiz gibi; Evet, ülkemizde bir askeri darbe girişimi olmuştur, Evet, demokrasinin inkârı ve temel hak ve özgürlüklerin tamamen ayaklar altına alınması anlamına gelen tüm darbe ve darbe girişimlerine amasız, fakatsız ve ancaksız karşıyız, Evet, son darbe girişiminde bulunanlar Türkiye halklarına karşı bir insanlık suçu işlemişlerdir, Evet, darbeciler hakkında Anayasa ve yasalar çerçevesinde ne gerekiyorsa tüm hukuki işlemler yapılmalı, hukukun üstünlüğüne özen gösterilerek adil biçimde yargılanmalı ve suçlu bulunanlar cezalandırılmalıdırlar, Evet, ülkemizde olağanüstü bir durum yaşanıyor, Bununla birlikte, sözcük olarak aynı olmasına karşın yaşadığımız bu olağanüstü durumla 27 Ekim 1983 tarihinde yani doğrudan 12 Eylül askeri darbe döneminin Bülend Ulusu hükümeti tarafından bizzat darbeyi pekiştirmek amacıyla çıkarılan "Olağanüstü Hal Kanunu" arasında (1992 yılına kadar kimi değişiklikler yapılmış olsa bile) demokratik hiçbir ilişki kurulamaz. Çünkü askeri darbe girişimleri askeri darbe döneminin zihniyeti ve kanunları ile ortadan kaldırılamaz, aksine askeri darbe dönemlerinin zihniyeti daha da pekiştirilir. Çünkü mevcut kanun ile;- Hiçbir yargı denetimine açık olmayan bir şekilde Bakanlar Kurulunca kanun hükmünde kararnameler (KHK) çıkarılabilerek, zaten önemli ölçüde işlevsizleştirilmiş olan yasama organı (TBMM) bütünüyle işlevsizleştirilecek,
- Sokağa çıkma yasağa ilanı başta olmak üzere, seyahat, eğitim, çalışma, haberleşme ve iletişim, konut dokunulmazlığı, özgürlük ve güvenlik gibi temel hak ve özgürlüklerin kullanımı kısmen ya da tamamen durdurulacak, güvenlik güçlerinin silah kullanımı yetkisi nerede ise sınırsız hale gelecek,
- Zaten son dönemde mevcut siyasal iktidar tarafından yeterince tahrip edilen hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı ve insan haklarına saygı gibi demokrasi ilkelerinin maruz kaldığı tahribat daha da derinleşecektir.
×