Gürpınar İlçesi Taşnacak Mezrasında Koruculuk Dayatması İddialarına İlişkin Rapor
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ -VAN BAROSU -MAZLUMDER VAN ŞUBESİ- GÖÇ-DER VAN ŞUBESİ
İHD MYK Üyesi Necip DEMİR, İHD Van Şube Başkanı Av. Zeki YÜKSEL, Mazlum-Der Van Şube Başkanı Av. Abdulbasit BİLDİRİCİ, Van Göç-Der Başkanı Gıyasettin GÜLTEPE ile Van Bölge Baro Başkanı Av.Ayhan ÇABUK’un yer aldığı İnsan Hakları Heyeti oluşturulmuştur.
M.A. (Taşnacak Mezrası Sakini bir kız çocuğu) Beyanında; “Olay günü erkekler ot biçmeye, kadınlar da süt sağmaya gitmişlerdi. Patlamadan onbeş dakika sonra babam ot biçmekten geldi. Merak ettiği için olay yerine gitti. Daha sonra askerlerin babamı yakaladıklarını öğrendik. Helikopterler köyün üstünde sürekli dolaşıyorlardı. Babam olay yerine gittiği için üç ay hapiste kaldı. Sonra bırakıldı. Askerler ramazanda köye gelerek anneme ve amcamın kızlarına (erkeklere söyleyin ya gönüllü silah alsınlar ya da köyü boşaltsınlar.) diye söylediler. Babam ceza evinde kaldığı süre içinde bize kimse bakmadı. Daha önce köyümüz boşaltıldığında Van’da iki yıl okula gittim. Ancak, şimdi köyümüzde okul olmadığı için okula gidemiyorum.” şeklinde bilgi vermiştir.
Hüseyin ALICI (Taşnacak Mezrası Sakini) Beyanında; “Biz korucu olmamak için Van Valisi ile görüştük. Görüşmede Valiye, Alay Komutanının ısrarla bizim silah almamız ve korucu olmamız için baskı yaptığını söyledik. Vali bize ben sizin maaşınızı karşılayacağım. İlçe Jandarma Komutanı ile gidin görüşün. Sonra Kaymakama gidin dilekçe verin dedi. Daha sonra çaresiz olmamızdan dolayı Kaymakamlığa giderek korucu olmak için dilekçe verdik.” şeklinde bilgi vermiştir.
D.A. (Can güvenliği kaygılarından dolayı adını söylemeyen bir Taşnacak Mezrası Sakini) Beyanında; “Patlama sonrası olay yerine gittiğimizde askerler bize silah çektiler ve soyunmamızı söylediler. Üstümüzde silah olmadığını anladıktan sonra giyindik. Ben Komutana, isterse ölen asker cenazelerinin üzerinin örtülmesi için battaniye getirebileceğimi söyledim. Beni köye gönderdi. Korktuğum için bir daha olay yerine gitmedim. Daha sonraları korucu olmamız için bizi sürekli tehdit ettiler. Hatta köye girişimizi de yasakladılar. Zaten köyümüz daha önce de boşaltılmıştı. Gittiğimiz yerlerde aç kaldık. Köye 2002 yılında geri döndüğümüzde evlerimizin yakıldığını, yakılmayanların ise yıkıldığını, evlerin duvarlarının silahlarla tarandığını, elektrik trafosunun roketlendiğini gördük. Biz silah almak ve köyümüzden ayrılmak istemiyoruz.” şeklinde bilgi vermiştir.
HEYETİN YAPTIĞI TESPİTLER Heyetimiz, 1. Resmi makamlarca, köylülerin mezraya tekrar dönüp yerleşmelerine izin verilmesine karşın, mezranın insanlık onuruna yaraşır ve yaşanılabilir bir halde olmadığı, kendi olanakları ile yeniden köylerine gelip yerleşen köylülerin yakılan ve yıkılan evlerini onarma imkânlarından yoksun olmalarından dolayı barakalarda ve yarı yıkık evlerde barındıkları, aşırı yoksul oldukları,
2. Bazı evlerin duvarlarında mermi izlerinin bulunduğu,
3. Mezra ahalisinin aşırı bir korku ve kaygı içerisinde bulunduğu,
4. Elektrik trafosunun yenilenmesine rağmen köye elektrik verilmediği,
5. Okul olmaması sebebiyle çocukların okula gidemedikleri ve mezranın bağlı bulunduğu Oğuldam Köyüne taşımalı eğitim yapılmadığı,
şeklinde tespitlerde bulunmuştur.
AYDINLATILMASI GEREKEN HUSUSLAR 1. Mezra sakinleri 01.12.2004 tarihinde zorla Korucu yapılmak istendikleri şikâyetiyle İHD’ye başvuruda bulunmuşlardır. Ayrıca bir grup köylü 07.12.2004 tarihinde Van Valisi ile bir görüşme gerçekleştirmiştir. Van Valisinin açıklamalarına göre, köylülerin kendisi ile görüşme nedeni korucu olma taleplerini iletmektir. Ancak, köylülerin Korucu olmayı istemeleri halinde Gürpınar Kaymakamlığı’na başvurmaları olağan bir yol iken, neden Van Valisi ile görüşme gereğini duysunlar?
2. Köylülerin yurttaşların yasal süreyi aşan bir şekilde yedi gün boyunca gözaltında tutuldukları iddiası doğru mudur?
3. Koruculuk taleplerini içeren dilekçeler alınıncaya kadar erkeklerin köye girişinin yasaklandığı hususu doğru mudur?
4. Köye elektrik trafosu bağlandığı halde, köye neden elektrik verilmemektedir?
5. AİHM’de görülen “zorla yerinden edilme davaları”nın bir sonucu olarak; iç hukukumuzda bir düzenleme yapılarak 5233 sayılı yasa çıkarılmıştır. Kendi imkânları ile köye dönüş yapan Taşnacak mezrası sakinlerinin mağduriyetlerinin giderilmesi gerekirken köylülerin zorla korucu olmak ya da tekrar köyü boşaltmak gibi bir seçeneğe tabi tutulduğu doğru mudur?
6. Mezraya sakinlerinin Gönüllü Köy Korucusu yapılmaları, GKK’nın tasfiyesini öngören İçişleri Bakanlığının Genelgesi ile bir çelişki oluşturmuyor mu?
7. Türkiye’nin demokratikleşmesi sürecinde paramiliter güçlerin tasfiyesine yönelik hükümetin bir çözümü ve entegrasyon projesi var mıdır?
KANAAT ve SONUÇ
- Heyetimiz yapmış olduğu etraflı görüşmeler neticesinde aşağıdaki kanaat ve sonuçlara ulaşmış bulunmaktadır:
- Mezra sakinlerine köylerini boşaltma tehdidi altında koruculuk dayatılmaktadır.
- Bu dayatma neticesinde köylüler, özellikle de kadın ve çocuklar psikolojik travma yaşamaktadır.
- Köyde yaşayan insanların insanlık onuruna yaraşır bir şekilde yaşamaları için; boşaltılan ve enkaz halini alan yerleşim biriminin yapısal sorunlarının giderilmesi, barınma sorununun ise ivedilikle çözülmesi gerekmektedir.
- Köy erkeklerinin köye girişlerinin engellenmesi, yurttaşlar temel insan haklarından yoksun bırakılmasına neden olmuş ve insan onuruyla bağdaşmayan bir uygulamaya maruz kalmışlardır.
- Köyü boşaltma tehdidi mülkiyetin dokunulmazlığı hakkının ihlalidir.
Heyetimiz, güvenlik konusunun devlet tarafından zorunlu olarak yürütülmesi gereken bir kamu hizmeti olduğunu, yurttaşları iradeleri dışında böyle bir hizmeti yapmaya zorlamanın evrensel insan hak ve özgürlükleri ile bağdaşmadığı sonucuna ulaşmıştır.
Av. Ayhan ÇABUK :Van Bölge Barosu Başkanı
Necip DEMİR :İHD MYK Üyesi
Av. Zeki YÜKSEL :İHD Van Şube Başkanı
Av. Abdulbasit BİLDİRİCİ :Mazlum-Der Van Şb. Başkanı
Gıyasettin GÜLTEPE :VAN Göç-Der Başkanı