Şiddete maruz kalan kadınlar, çeşitli nedenler ile şiddet gördükleri ortamlara mecbur bırakılmakta. Çünkü kadın sığınma evlerinin sayısı çok yetersiz.
Coğrafyamızda yaşanan savaşlarda “savaş mağduru” durumunda.
Özellikle sığınmacı kadınlara, insan hakları savunucularının ulaşması engellenmekte.
Geçici Koruma Yönetmeliği’nde AFAD kamplarının, sivil toplum ziyaretlerine açık olmasına karşın, AFAD kampları ve Geri Gönderme Merkezlerine ziyaretimiz engellenmekte.
Son günlerde özellikle İstanbul’da bir hastane görevlisinin, açığa çıkardığı acı gerçek tablosu akıllarda. Sığınmacı kız çocuklarının yaşadığı cinsel şiddet uygulamaları, çeşitli kadın ve insan hakları örgütleri tarafından, sürekli dile getirilse de ciddiye alınmadı. Ancak, söz konusu “eril ve feodal politika” bir kadın hastane görevlisinin cesur tavrı ile tüm toplumun gözleri önüne serildi.
Bugün birçok kadın politikacı, aydın, akademisyen cezaevlerinde ya da yargılanmakta. Yüzlerce kadın, OHAL uygulamaları nedeniyle işlerinden atıldı.
İfade özgürlüğüne yönelik baskılar, hiç olmadığı kadar artmış durumda.
Bu şartlarda dahi kadınlar mücadeleden vazgeçmiyorlar. Çünkü bu ataerkil, feodal ve militer sistemin en büyük mağduru olan kadınlar aynı zamanda bu sisteme en çok karşı olanlardır.
Bizler, insan hakları savunucusu kadınlar olarak, bir kez daha 8 Mart’ta "SUSMAYACAĞIZ, SUSTURAMAYACAKSINIZ" diyoruz.
YAŞASIN 8 MART!
İHD'Lİ KADINLAR