Kadınların Özgür Tercihiyle Yapılan Güvenli Kürtaj Yaşam Hakkıdır; Kısıtlanamaz, Yasaklanamaz!

15.06.2012

Üreme sağlığı, kadın ve erkek, toplumu oluşturan tüm bireylerin bilimsel temelli bir eğitime dayanan cinsellikle ve üreme işlevleriyle ilgili bir konudur. Bu bağlamda, sağlıklı bir toplum yapısı için alınan referansın ve yol göstericinin bilimsel yaklaşımlar olması zorunludur.

Kürtaj olarak tanımlanan tıbbi işlem hayatla bağdaşmayacak bir gelişmişlik düzeyinde bulunan embriyonun alınmasıdır. “Tıbbi abortus” olarak tanımlanan bu işlemin, hekim eliyle yapılması annenin sağlığını korumak gibi tıbbi bir gerekçeye dayanabileceği kadar, belirli bir gebelik haftasına kadar sadece kadının isteğiyle de gerçekleştirilebilmektedir.

Kürtaj, elbette bir aile planlaması yöntemi değildir. Bu şekilde sunulması da, kullanılması da yanlıştır. Tüm toplumun sağlıklı bir cinsel eğitim alma ve sağlıklı bir üreme bilgisine sahip olmaya, herhangi bir baskıyla karşılaşmadan istedikleri zaman istedikleri sayıda çocuk sahibi olmalarını belirlemeye hakkı vardır. Bir türlü gerçekleştirilememiş ve hayata geçirilememiş bir üreme sağlığı eğitiminin istenmeyen sonucunu kadın üzerinden kısmen telafi etmeye çalışmak, geçici ve gündelik çözümler getirmekten başka bir anlam taşımamaktadır.

Türkiye’de 10. haftanın altındaki gebeliklerin istek üzerine sonlandırılması 1983’ ten beri yasal bir çerçeveye kavuşmuştur, doğrudan kadın sağlığını bu kadar olumlu etkileyebilmiş, koruyucu kadın sağlığına ilişkin göstergeleri bu kadar birebir iyileştirebilmiş bir başka yasal düzenleme örneği bulmak kolay değildir. Ayrıca gebeliğin sonlandırılmasında yasal sınır 10 hafta olarak bildirilmişken bu sınır TCK’nin 99. maddesinee göre; cinsel saldırı sonucu gebe kalınması halinde 20. haftaya uzatılmıştır. Bu bazı ülkelerde 20 haftanın da üzerindedir.  Hem annenin hem de doğacak olan bebeğin yaşam boyunca maruz kalacağı travmanın ağırlığı düşünüldüğünde bu düzenleme de kadın sağlığını olumlu yönde etkileyen örneklerden biridir.

Etik açıdan hekim-hasta ilişkisi tarihsel boyutta önemli değişimler sergilemiştir. Paternalistik bir hekim-hasta ilişkisinden giderek, hastaların hem kendi sağlık durumlarıyla ilgili daha fazla katılımcı ve karar verici oldukları, hem de sorumluluk aldıkları bir duruma gelinmiştir. Günümüzde kendisiyle ilgili süreçlerde hastanın bilgiye dayalı kararı öncelik taşımakta, seçimini de temelde bu karar belirlemektedir. İnsan hakları temeline dayanan bir etik yaklaşım da, günümüz tıp uygulamalarında kadının seçimini ve tercihini öncelikli ve olmazsa olmaz bulmaktadır. Bunun, tartışılmak zorunda olunan bir konu gibi sunulması bile doğru değildir. 

Kürtaj bir cinayet değildir; buna başvurmuş olmak veya başvurmayı istemek de canilik değildir.

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ
TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VAKFI YÖNETİM KURULU

 

Bir cevap yazın