SİYASİ PARTİLERİN SEÇİM BİLDİRGELERİNDE İNSAN HAKLARI VE İHD’NİN GÖRÜŞ VE İSTEMLERİ

3 Kasım 2002 milletvekili genel seçimleri öncesinde siyasi partiler seçim bildirgelerini açıkladılar. İHD seçimlere katılan siyasi partilerin seçim bildirgelerini,
a) Kişisel ve Siyasal Haklar,
b) Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar ana başlıkları altında incelemiştir.

Siyasi Partilerin İnsan Hak ve Özgürlüklerine Yaklaşımı

A) Kişisel ve siyasal haklar açısından

Bu başlık altında sıralanan haklarla ilgili olarak siyasi partilerden bazıları hiçbir şekilde örnek olsun, işkence ve kötü muameleye, ifade özgürlüğüne, farklı dil ve kültürel özelliklere sahip yurttaşların bu özelliklerinin korunması ve geliştirilmesi sorununa değinmemekte, somut insan hakları sorunlarından çok genel ifadeler kullanmayı tercih etmektedirler. Partilerin büyük bir çoğunluğu, 1978 yılından beri olağanüstü yönetim usulleri ile yönetilen Güneydoğudaki bu yönetim usulüne ve bunun doğurduğu sonuçlara ilişkin tek bir kelime bile söz etmemektedirler. Sanki 3688 köy boşaltılmamış, sanki diller ve kültürler yasaklanmamış, sanki zorunlu göçe tabi tutulan bu insanların köylerine geri dönüş sorunları yokmuş gibi davranmaktadırlar. Yine siyasi partilerin büyük bir çoğunluğu, tam da Türkiye milletvekili genel seçimlerine yönelmişken savaş olasılığına karşı tutumlarını açıklamamaktadırlar. Siyasi partilerin büyük bir çoğunluğu, tam da Türkiye'yi yönetmek üzere halktan yetki isterken ve demokrasi tarifinin içinde halk iradesi merkeze oturmuşken; sivil otoritenin üstünlüğünden, halk egemenliğinin ortak kabul etmez özelliğinden söz etmemektedirler. Örneğin büyük çoğunluk Milli Güvenlik Kurulu konusuna, Askeri Mahkemeler konusuna, Türkiye'nin dünyanın önde gelen silah alıcısı konumuna, başka bir ifade ile savunma harcamaları konusuna hiçbir şekilde değinmemektedirler.

B) Ekonomik, sosyal ve kültürel haklar

Siyasi partilerin tamamı, çalışma, sosyal güvenlik, sosyal adalet, eğitim hakkı, sağlık hakkı, yolsuzlukla mücadele konularına seçim bildirgelerinde yer vermektedir. Partilerin tamamı, işsizliği önleyeceklerini, yeni iş imkanları yaratacaklarını taahhüt etmektedirler. Pek çok parti vergilerde, sigorta primlerinde, eğitim ve sağlık harcamalarında kolaylıklar sağlanacağını taahhüt etmektedirler. Hemen hemen tüm partiler, kadınlar, gençler, çocuklar ve engelliler gibi kesimlere yönelik iyileştirici taahhütlerde bulunmaktadırlar. Partilerin büyük bir kısmı spor ve genel olarak kültür konularında taahhütlerde bulunmaktadırlar. Belirtelim ki, siyasal partiler kültür konusunu kültürel hak bağlamında ele almamaktadır. Böyle olunca da, tiyatro, sinema gibi sanat dallarının korunması, sanatçıların sosyal güvenlik sorunları ve milli kültür olarak nitelendirilen ve Türklüğe ve Türkçe'ye vurgu yapan bir çerçeve ortaya çıkmaktadır.

3 Kasım 2002 Milletvekili Genel Seçimlerinde İHD'nin Görüş ve İstemleri

İnsan Hakları Derneği, 18 siyasi partinin seçim bildirgesini incelemiştir. 3 Kasım 2002 milletvekili genel seçimlerine katılan ve Türkiye'yi yönetmek için halktan oy isteyen siyasi partilere ve kamuoyuna aşağıdaki görüşlerini açıklar:

1- Türkiye'nin anayasal ve yasal sistemi, Anayasa'nın 34 maddesinin değiştirildiği 3 Ekim 2001 Anayasa değişikliklerine; bu Anayasa değişikliklerine uyum sağlamak için çıkarılan 6 Şubat 2002, 26 Mart 2002 ve 3 Ağustos 2002 uyum yasaları paketlerine karşın halâ anti demokratik ve otoriter niteliktedir.

Anti demokratiklik ve otoriterlik özelliği birkaç ana maddede toplanabilir. Bir ülkenin demokratik bir ülke olarak nitelenebilmesinin en başta gelen özelliği, o ülkede hukukun üstünlüğü ilkesinin geçerli olabilmesidir. Bunun için de maddi yasalar yanında yargı gücünün bağımsızlık ve tarafsızlık ilkelerine göre yapılandırılmasıdır. Oysa Yargıtay Başkanı'nın da 5 Eylül 2002 tarihli Adli yıl açılışında değerlendirdiği gibi, Türkiye yargısının bağımsızlık ve yargıçlık güvencesi açısından yapısal sorunları bulunmaktadır. Hakimler ve savcılar yüksek kurulu ile ilgili Anayasa hükümleri ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Yasasında hiçbir değişiklik yapılmamıştır. Başka bir örnek, bizzat seçim ve siyasi partiler yasalarının kendisinin anti demokratik içeriği ile ilgilidir. Siyasi yasaklar ve demokrasinin katılımcılık ilkesine aykırı barajlarla, ifade özgürlüğünün kısıtlandırıldığı koşullarla, seçimler gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır. Anayasada Milli Güvenlik Kurulu'na yer verilmiş olması ayrı bir handikaptır. Tam da siyasi partilerin seçimlerle ilgili halkın oylarına talip olduğu bir dönemde gerçek bir kez daha görülmektedir. Halkın oylarıyla seçilenler, atanmış kamu görevlileri ile eşit oy hakkına sahip bir kurulda bulunabilmektedirler. Dolayısıyla sivil otoritenin üstünlüğü ilkesi geçerliğini yitirmektedir. Ülkenin bir büyük bölgesi hala olağanüstü yönetim usulü ile yönetilmektedir ve temel hak ve özgürlüklerin kullanımı fiilen ve anayasaya aykırı olarak kararnamelerle askıda tutulmaktadır.

2- İnsan Hakları Derneği, 1995 ve 1999 tarihli milletvekili seçimleri öncesindeki görüşlerinin çoğunu, esas itibariyle muhafaza etmektedir. Yukarıda sözünü ettiğimiz Anayasa ve yasa değişiklikleri arasında, barış döneminde ölüm cezasının kaldırılması gibi, farklı dillerin öğrenilmesinde, radyo ve televizyonlarla yayın yapılmasında ilerleme sağlanması gibi olumlu değişiklikler gözlense de, pek çok temel insan hakları sorunları hala çözülememiştir. Görüşlerimizi, hukukun üstünlüğü, demokrasi, insan hakları ve kültürel haklar çerçevesinde, değiştirilmesi, yürürlükten kaldırılması gereken hukuksal mevzuatı işaret ederek dile getirmek istiyoruz:

Mevzuat Yönünden Taleplerimiz

A) Anayasa değişikliği:

İHD kurulduğu 1986'dan beri 12 Eylül Askeri darbesinin bir ürünü olan 1982 Anayasası'nın bir defada ve tümüyle değiştirilmesini istemektedir. Bu istemimizde ısrarlıyız. Ancak, parlamentonun yapısının buna olanak sağlamaması durumunda da, Anayasa'nın 5, 6, 7, 9, 10, 13, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 26, 27, 28, 30, 31, 33, 34, 42, 51, 53, 54, 58, 59, 62, 66, 67, 68, 69, 70, 72, 76, 81, 83, 87, 90, 91, 100, 101, 104, 105, 108, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 125, 127, 129, 130, 131, 134, 136, 140, 143, 144, 145, 146, 148, 150, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 174. maddeleri ile, Başlangıç maddesi ve Anayasa'nın geçici 15. maddesinin insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ile kültürel haklara saygı çerçevesinde değiştirilmesini istiyoruz.

B) Hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde yapılması gerekli değişiklikler: İnsan hakları ve temel özgürlükler ancak hukukun üstünlüğü ilkesine dayanılarak hukuk tarafından korunacağı için;
1) Hakimler ve savcılar yüksek kurulu yeniden yapılandırılmalıdır.

2) Barolar üzerinde Adalet bakanlığının vesayeti kaldırılmalıdır.

3) Sivillerin Askeri Mahkemelerde yargılanmalarına olanak veren 353 sayılı yasanın 11. maddesi değiştirilmelidir. Esasen İHD Askeri Mahkemelerin varlığının ortadan kalkması, asker, sivil tüm yurttaşların doğal ve sivil mahkemelerde yargılanmaları gerektiğini savunmaktadır.

4) Yüksek Askeri Şura kararlarına ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararlarına karşı yargı yolu açılmalıdır.

5) Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırılmalıdır.

6) Terörle Mücadele Kanunu yürürlükten kaldırılmalıdır.

7) Bağımsız ve tarafsız yargının yapılandırılması için,
7-1. Adalet Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin değiştirilerek kabulü hakkında kanun,
7-2. Hakimler ve Savcılar Kanunu,
7-3. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu
7-4. Avukatlık Kanunu
7-5. Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun
7-6. Askeri Hakimler Kanunu
7-7. Askeri Mahkemeler Kuruluş ve Yargılama Usulü Kanunu
7-8. Askeri Yargıtay Kanunu
7-9. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu
7-10. Danıştay Kanunu
7-11. İdari Yargılama Usulü Kanunu,
değiştirilmelidir.

C) Demokrasi, insan hakları ve kültürel haklar çerçevesinde değiştirilmesi gereken yasalar:

Düşünce, dil, din, inanç ve kültür özgürlüklerini sınırlandıran, yasaklayan ve cezalandıran hükümler içeren aşağıdaki yasaların ilgili hükümleri yürürlükten kaldırılmalıdır.
Türk Ceza Yasası,
Nüfus Kanunu,
Soyadı Kanunu,
Sinema ve Müzik Eserleri Kanunu,
Radyo ve Televizyon Kuruluşu ve Yayın Kanunu,
Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu,
Dernekler Kanunu,
Siyasi Partiler Kanunu,
Yabancı Dil Eğitimi ve Öğretimi Kanunu.

Örgütlenme özgürlüğünün ve yurt yönetimine katılma hakkının sağlanması için;
Siyasi Partiler Kanunu,
Milletvekili Seçimi Kanunu,
Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun,
OHAL Kanunu,
Sendikalar Kanunu,
Dernekler Kanunu
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri kanunu
tümüyle değiştirilmelidir.

Sivil otoritenin halk iradesine dayalı oluşundan hareketle, Milli Güvenlik Kurulu'nun Anayasal bir organ oluşuna son verilmelidir.

Milli Güvenlik Kurulu ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Kanunu yürürlükten kaldırılmalıdır.

İHD, değiştirilmesi gereken yasalar konusundaki çalışmasını iki yıl önce "Kopenhag Siyasi Kriterleri ve Türkiye" adlı çalışmasında ortaya koymuştur. Değiştirilmesi gereken diğer yasalar anılan çalışmada yer almaktadır.

D) Uygulamada insan haklarının öne çıkan özel kategorileri konusunda tam bir kararlılık istiyoruz:

1) Genel Af ilan edilmelidir. Toplumsal barışın tesisi ve yüksek standartlı demokrasiye başlangıç için genel af gereklidir.

2) İfade özgürlüğü tam bir koruma altında olmalıdır.

3) Barış dönemi-savaş dönemi ayrımı yapmaksızın ölüm cezası tümüyle yürürlükten kaldırılmalıdır. Bunun için Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ek 13 numaralı protokol imzalanmalı ve onaylanmalıdır.

4) BM İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi'ndeki işkence tanımı Ceza Yasası'na alınmalı, işkencenin önlenmesi için yasal, idari, yargısal ve eğitsel önlemler mutlaka alınmalıdır. Anayasa'nın 129. maddesindeki izin sistemine son verilmelidir. Cumhuriyet Savcıları doğrudan ceza soruşturması yapabilmelidir. Seçilecek Başbakan'ın ilk işi, işkencenin önlenmesi konusunda yanına Adalet ve İçişleri Bakanlarını da alarak kamuoyuna açık bir deklarasyonda bulunmalıdır. Böyle kesin ve açık bir kararlılık olmadıkça işkencenin önlenmesi olanaklı değildir

5) F tipi cezaevleri kapatılmalıdır. F tipi cezaevleri hücre (tecrit) esasına dayalıdır. Halâ tecrit amacından ve uygulamasından vazgeçilmiş değildir. Sorun diyalogla ve insan onuruna saygı temelinde çözülmelidir.

6) İnanç özgürlüğü
a) Devlet laiklik ilkesinin gereğini yerine getirmelidir. Dinler ve inançlar karşısında tam bir tarafsızlık sergilemelidir. Yurttaşların dini inançlarına karışmamalıdır. Bir dini, bir mezhebi desteklemekten ve taraf tutmaktan vazgeçmelidir. Zorunlu din dersi uygulamasına son vermelidir.

b) Alevi yurttaşların inancı ve kültürü üzerindeki baskılara ve ayrımcı uygulamalara son verilmelidir.

c) Başörtüsü sorunu, siyasal yaklaşımlarla değil kişisel haklara saygı çerçevesinde çözülebilir. 13 yaşındaki çocukları ideolojik tutum alma ve "irticai faaliyette bulunma" suçlaması altında tutan yaklaşımlar hızla terk edilmelidir. Yurttaşların kılık kıyafetine karışılmamalıdır. 2002 yılı içersinde yaklaşık 1000 kişi başörtüsü nedeniyle gözaltına alınmış; çocuklara kelepçe vurulabilmiştir. Özellikle kamu hizmeti alan pozisyonda bulunan öğrencilere yönelik baskıcı uygulamalara son verilmelidir.

7) Kadın hakları insan haklarıdır. Hayatın her alanında erkeklerle kadınlar eşit olmalıdır. Yalnızca mal paylaşımı ve aile içi eşitlik değildir söz konusu olan. O nedenle, Anayasa'nın genel eşitlik ilkesini düzenleyen 10. maddesinde, kadınlarla erkeklerin eşit olduğu hükmü yer almalıdır.

8).Çocuklar, gençler, engelliler ve yaşlılarla ilgili mevzuat ve uygulamalar kökten değiştirilmelidir.

9) Farklı cinsel tercihi olanlar, insan onuruna uygun muamele görmelidirler.

10) Kürt sorunu ve olağanüstü yönetim usulü;

Güneydoğu Anadolu Bölgesinde 1978 yılından beri sürdürülmekte olan Olağanüstü Hal uygulamasına derhal son verilmelidir.

OHAL Kanunu ve Kanun Hükmünde Kararnameler yürürlükten kaldırılmalıdır.

Bölge, mayınlardan temizlenmelidir.

Bölge için ekonomik, sosyal ve kültürel boyutları olan bölgesel kalkınma ve gelişme planları hazırlanmalıdır. Bu planların oluşum ve uygulama sürecine, özellikle bölgedeki sivil toplum örgütleri ve meslek kuruluşlarının katılımı sağlanmalıdır.

Zorunlu göç mağdurlarının mağduriyetleri giderilmelidir. Köye gönüllü ve güvenlik içersinde dönüşün koşulları yaratılmalıdır.

Mağduriyetler için tazminat ödenmesi dahil, faizsiz kredi, malzeme ve benzeri destekleyici önlemlerle yaralar sarılmalıdır.

Bütçesi, uygulayıcısı bilinmeyen 2000 yılı Mayıs ayında yürürlüğe girdiği bildirilen ve 107 maddeden oluştuğu söylenen Güneydoğu Eylem Planı gibi planlardan ve böyle yöntemlerden vazgeçilmelidir.

Resmi makamların açıklamalarına göre zorunlu göç mağduru 500 bin kişinin ancak 50 bini köylerine geri dönebilmiştir. Dönüşler şarta bağlıdır ve güvenlik önlemleri de alınamamıştır. Belirtilen durum ancak %10 gibi bir dönüşün gerçekleştiğini gösteriyor. Oysa toplam 3688 köy ve mezra boşaltılmıştır. Pek çok veri 3 milyondan fazla insanın göç etmek zorunda kaldığını göstermektedir.

Koruculuk sistemine son verilmelidir.

Kürt sorunu hala insan hakları ve demokrasi sorunu olma özelliğini taşımaktadır. O nedenle, baskı ile değil, insan hakları ve demokrasi değerleri ile konuya yaklaşmak gerekir. Herkes gibi Kürtlerde kendi dillerini ve kültürlerini öğrenme, kullanma, koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Ad yasaklarına, yerleşim alanlarının adlarının değiştirilmesi uygulamalarına son verilmelidir.

11) Demokrasinin, açıklık, katılımcılık ve çoğulculuk ilkesi gereği, hemen hemen pek çok parti programında yer aldığı gibi, herkes köyünün, kentinin ve ülkesinin yönetimine, kenti, köyü ve ülkesi için alınacak tüm karar süreçlerine katılımının sağlanması gerekir. Bunun için yerel yönetimler reformunun mutlaka gerçekleştirilmesi gerekir. Yerel yönetimler alanında ikili yapıya (belediye ve il özel idaresi yapısı) son vermek gerekir. Merkezi idare, belediyelere paralel örgütlenme tarzından ve yerel yönetimleri vesayet altında tutma zihniyetinden vazgeçmelidir. Avrupa Konseyi Özerklik Şartı ve Kentli Hakları Deklarasyonu'nun yol gösterici ilkeleri benimsenmelidir.

12) Çevre, insanlığın ortak malvarlığından yararlanma, gelişme ve barış hakları dayanışma hakları başlığı ile Anayasal hüküm haline getirmelidir.

İnsan Hakları Derneği
Genel Merkezi

Bir cevap yazın